Özgüven eksikliği, kişinin kendini yeterli, değerli ya da becerikli görmesini zorlaştıran; kararlarını, ilişkilerini ve günlük işlevselliğini etkileyebilen bir örüntüdür. Klinik açıdan bakıldığında bu durum tek başına net bir ruhsal bozukluk tanısı anlamına gelmez. Daha çok kişinin kendini değerlendirme biçiminde ortaya çıkan, kaygı, depresyon, sosyal çekinme ve kaçınma davranışlarıyla iç içe geçebilen bir sorun alanıdır. Bu nedenle “geçici bir moral düşüklüğü” ile “kalıcı özgüven eksikliği” aynı şey değildir.
Yetişkinlerde özgüven eksikliği çoğu zaman kendini çok net göstererek ilerlemez. Dışarıdan bakıldığında kişi çalışkan, uyumlu, sorumluluk sahibi ve başarılı görünebilir. İçeride ise hata yapma endişesi, yetersizlik düşünceleri, başkalarının onayına gereğinden fazla ihtiyaç duyma ve kendini sürekli kıyaslama döngüsü çalışır. Bu döngü kırılmadığında ilişkide özgüven eksikliği, evlilikte özgüven eksikliği, iş hayatında geri planda kalma ve kaygı ile özgüven eksikliğinin birbirini beslemesi sık görülür.
İçindekiler
- Özgüven Eksikliği Nedir?
- Özgüven Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
- Özgüven Eksikliği Neden Olur?
- Özgüven Eksikliği İlişkileri Nasıl Etkiler?
- Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynakça
Özgüven Eksikliği Nedir?
Özgüven eksikliği nedir sorusuna en yalın yanıt şudur: Kişinin kendi değerini ve yeterliliğini olduğundan daha düşük algılaması. Bu algı, tek bir alana özgü kalabileceği gibi iş, ilişki, görünüm, sosyal ortam ve ebeveynlik gibi birçok alana da yayılabilir. Düşük özgüven yaşayan kişiler çoğu zaman kendilerine karşı daha sert, eleştirel, yargılayıcı ve cezalandırıcı bir iç konuşmaya sahiptir. Kendilerine sundukları öz-şefkat oranı düşük olmaktadır.
Özgüven ile Özsaygı Arasındaki Fark
Günlük dilde “özgüven” ve “özsaygı” sık sık birbirinin yerine kullanılır. Yine de aralarında faydalı bir ayrım vardır. Özsaygı, kişinin kendisini ne kadar değerli gördüğüyle ilgilidir; özgüven ise çoğu zaman bir işi yapabilme, bir durumla başa çıkabilme ya da performans gösterebilme inancını anlatır. APA’nın tanımı da bu ayrımı destekler; kişi, davranışını ve performansını etkileyebileceğine inandığında daha rahat harekete geçer. Özetle, “Ben değerli biriyim” duygusu özsaygıya, “Bunun altından kalkabilirim” duygusu ise özgüvene daha yakındır. Bu ikisi birbirini etkiler ama birebir aynı değildir.
Özgüven Eksikliği Ne Kadar Yaygın?
Özgüven eksikliği için tek ve kesin bir yaygınlık oranı vermek kolay değildir. Bunun temel nedeni, bu durumun tansiyon gibi iki seçenekli “var-yok” olarak değil, düzeyi değişen bir psikolojik özellik olarak incelenmesidir. Araştırmalar benlik saygısının çocukluktan orta yetişkinliğe kadar ortalama olarak artma eğiliminde olduğunu, 50–60 yaş civarında zirve yapıp ileri yaşlarda yeniden düşebildiğini gösterir. Bu bilgi önemlidir; çünkü 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarda yaşanan özgüven eksikliği kader değildir, değişebilir. Öte yandan düşük benlik saygısı kaygı ve depresyon belirtileriyle anlamlı biçimde ilişkilidir; bu yüzden biz uzmanlar olarak bu tablo oldukça sık karşımıza çıkar.
Çekingenlik ile Özgüven Eksikliği Aynı Şey mi?
Hayır. Çekingenlik, sosyal karşılaşmalarda gerilme, utanma, tedirgin olma ya da geri durma eğilimidir. Düşük özgüven ise kişinin kendine verdiği değerin zedelenmesiyle ilgilidir. Bir kişi çekingen olabilir ama kendini değersiz görmeyebilir. Tersi de mümkündür: Sosyal olarak rahat görünen biri, içten içe kendini yetersiz hissedebilir. Sosyal anksiyete ise bu tablonun daha yoğun, kalıcı ve işlevselliği bozan biçimidir. Sosyal anksiyetenin “çekingenlikten fazlası” olduğunu ve kişinin ilişkilerini, işini ve günlük yaşamını etkilediğini vurgulayabilirim.
Özgüven Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
Özgüven eksikliği belirtileri kişiden kişiye değişir. Kimi kişilerde daha çok içe atma ve kaçınma görülür, kimilerinde ise aşırı onay arama, mükemmeliyetçilik ya da kendini fazlasıyla kanıtlama çabası öne çıkar. Belirtileri değerlendirirken bir noktayı akılda tutmak gerekir: Bu işaretler tek başına net karar verdirmez; süre, şiddet ve yaşamı ne kadar etkilediği asıl belirleyicidir.
Duygusal Belirtiler
Duygusal belirtiler arasında yetersizlik hissi, güvensizlik, kaygı, suçluluk, utanç, huzursuzluk, kolay incinme ve sık sık “eksik kalıyorum” duygusu öne çıkar. Düşük özgüvenin üzüntü, güvensizlik, kaygı, öfke, suçluluk, utanç ve gerginlik gibi duygularla ilişkili olduğunu söyleyebilirim. Bu kişiler çoğu zaman başkalarının eleştirisini olduğundan büyük, kendi başarısını ise olduğundan küçük algılar.
Davranışsal Belirtiler
Davranışsal düzeyde en sık gördüğümüz örüntü kaçınmadır. Kişi hata yapmaktan endişelendiği için yeni bir başvuru yapmaz, toplantıda söz almaz, ilişki içinde ihtiyacını açık söylemez ya da bir işi erteleyip durur. Bu tablo zorlandığı şeylerden kaçınma, insanları memnun etmeye çalışma, hayır diyememe, göz teması ve iletişimden kaçınma, aşırı hazırlanma ve bir işi “kusursuz” olana kadar tekrar tekrar kontrol etme biçiminde tarif edilebilir. İlginç tarafı şudur: Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır, uzun vadede ise sorunu besler. Kişilerin zihni böylece “kaçındım ve kötü bir şey olmadı, demek ki kaçınmak işe yarıyor” sonucunu çıkarır.
Fiziksel Belirtiler
Düşük özgüvenin kendine özgü bir fiziksel belirti listesi yoktur; ancak gergin beden duruşu, düşük enerji, uyku güçlüğü, dikkat toplamada zorlanma ve sosyal değerlendirilme anlarında çarpıntı, mide rahatsızlığı, terleme ya da titreme görülebilir. Bu belirtiler özellikle kaygı eşlik ettiğinde belirginleşir.
Yetişkinlerde Özgüven Eksikliği Nasıl Görünür?
Yetişkinlerde özgüven eksikliği bazen “çekingen biri” görüntüsünden çok daha karmaşık yaşanır. Kişi işte çok çalışır ama görünür olmaktan kaçınır. İlişkide çok vericidir ama sınır koyamaz. Başarı elde eder ama bunu şansa bağlar. En küçük hatayı haftalarca zihninde döndürür. Düşük özgüvenin düşünsel boyutunda sürekli olumsuz düşünme, en kötüyü bekleme, kendini çok eleştirme, olumlu olay ve başarıları görmezden gelme ve aşırı düşünme olarak vurgulayabilirim. Yetişkinlerin “Ben fena değilim ama yeterince iyi de değilim” cümlesi tam da bu örüntünün özeti gibidir.
Özgüven Eksikliği Neden Olur?
Özgüven eksikliği neden olur sorusunun tek bir cevabı yoktur. Daha doğru soru şudur: Hangi yaşantılar ve hangi düşünme biçimleri bu zemini hazırlar? Çoğu vakada çocukluk deneyimleri, travmalar, stresli yaşam olayları, ilişkisel örüntüler, kişilik özellikleri, sosyal karşılaştırma eğilimi ve eşlik eden ruhsal belirtiler birlikte rol oynar.
Çocukluk Deneyimleri ve Aile Tutumu
Çocukluk, benlik algısının ilk taslağının yazıldığı dönemdir. Aşağılama, kıyaslanma, koşullu kabul, aşırı eleştirel ebeveynlik, duygusal ihmal, zorbalık ve başarının sevgiyle karıştırıldığı aile ortamları düşük özgüven için risk oluşturabilir. Olumsuz çocukluk yaşantılarını güvenlik, istikrar ve bağ kurma duygusunu zedeleyebilen travmatik deneyimler olarak tanımlar; araştırmalar da çocuklukta olumsuz mesajların, ilerleyen yıllarda kendilik değerlendirmesini belirgin biçimde etkileyebildiğini göstermektedir. Ebeveyn, öğretmen, arkadaş ve medya mesajlarının özsaygıyı olumlu ya da olumsuz biçimde şekillendirdiğini açık biçimde söyleyebilirim.
Travma ve Olumsuz Yaşam Olayları
Özgüven eksikliği nedenleri arasında yalnızca çocukluk yoktur. Yetişkinlikte yaşanan kayıp, aldatılma, boşanma, iş kaybı, akran dışlanması, kronik hastalık, ekonomik güçlükler, ayrımcılık ve ağır eleştiri gibi olaylar da benlik algısını sarsabilir. Yaşam olayları üzerine yapılan derleme ve boylamsal çalışmalar, norm dışı olumsuz olayların benlik saygısında düşüşle ilişkili olabildiğini göstermektedir. Kısacası, kişi bazen “zaten böyleydim” diye düşünür; oysa tablo bir kırılma noktasından sonra belirginleşmiş olabilir.
Kaygı Bozukluğu ile İlişkisi
Kaygı ve özgüven eksikliği sıklıkla birlikte görülür. Boylamsal meta-analiz verileri, düşük benlik saygısının sonraki dönemde depresyon ve anksiyete belirtilerini öngörebildiğini göstermektedir. Sosyal anksiyete tablosunda bu ilişki daha görünürdür; kişi eleştirilmekten, rezil olmaktan ya da yetersiz görünmekten korktukça sosyal ortamlardan kaçınır, kaçındıkça da kendi yeterliliğine dair güveni daha da düşer. Bu döngü “özgüven sorunu mu, kaygı sorunu mu?” sorusunu anlamsızlaştırır; çoğu zaman ikisi beraber devam etmektedir.
Sosyal Karşılaştırma ve Sosyal Medyanın Etkisi
Sosyal medyanın etkisi içerikten çok kullanım biçimiyle ilgilidir. Özellikle yukarı yönlü karşılaştırma, yani kendini daha başarılı, daha güzel, daha fit, daha mutlu görünen kişilerle kıyaslama, olumsuz benlik değerlendirmelerini artırabilir. Sosyal medyada yukarı yönlü karşılaştırma üzerine yapılan meta-analiz, baskın tepkinin “kontrast” olduğunu; bunun da olumsuz öz-değerlendirmeler ve olumsuz duygularla ilişkili olduğunu göstermiştir. Yetişkin örneklemli yeni bir çalışma da günlük sosyal medya kullanım düzeyi arttıkça özsaygının küçük ama anlamlı biçimde azaldığını bildirmektedir. Sosyal medyanın gerçek dışı beklentiler ve görünüm baskısı yaratabildiğini kesinlikle biliyoruz. Filtreler, planlı görseller, beğeni sayıları ve küratörlü hayat kesitleri dürüst birer ayna değildir, bir vitrindir.
Özgüven Eksikliği İlişkileri Nasıl Etkiler?
Düşük özgüven ilişkilerde yalnızca “utangaçlık” olarak görünmez. Daha derinde, kişinin sevilebilir olup olmadığına dair kuşkular, reddedilme beklentisi ve onay bağımlılığı olabilir. Sosyal ilişkiler ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin karşılıklı olduğuna dair meta-analiz bulguları önemlidir: İlişkilerin niteliği benlik saygısını etkiler; benlik saygısı da ilişki kalitesini etkiler. Yani burada tek yönlü bir sistem yoktur.
İlişkide Özgüven Eksikliği
İlişkide özgüven eksikliği olan kişiler partnerin ilgisini kolayca tehdit altında hissedebilir, küçük mesafeleri büyük bir reddedilme işareti gibi okuyabilir ve sık güvence arayabilir. Romantik ilişkiler üzerine yapılan derleme, yüksek benlik saygısının ilişki kalitesi için yararlı olduğunu; partner verileri kullanıldığında bile daha yüksek benlik saygısının partnerin ilişki mutluluğuna olumlu yansıdığını göstermektedir. Bu ilişkinin arkasında, kişinin partnerinin kendisini gerçekten değer verdiğini hissedebilmesi ve daha güvenli davranabilmesi yer alır. Başka bir deyişle “Ben sevilebilir miyim?” sorusu odaktır.
Evlilikte Özgüven Sorunları
Evlilikte özgüven eksikliği uzun vadede üç alanda belirginleşir: iletişim, sınır ve çatışma yönetimi. Düşük özgüven yaşayan eş, ihtiyaçlarını söylemekten kaçınabilir, eleştiriyi kişisel yıkım gibi algılayabilir ya da huzur bozulmasın diye sürekli geri çekilebilir. Bir başka grup ise tam tersine aşırı alınganlık, kıskançlık ya da kontrol davranışları gösterebilir. Araştırmalar benlik saygısının partnerin kendilik algısı ve ilişki doyumu üzerinden evlilik kalitesini etkilediğini düşündürmektedir. Yani özgüven eksikliği “kişisel mesele” diye kenara bırakılamaz.
İş Hayatına Yansımaları
İş yaşamı ile benlik saygısı arasındaki ilişki çift yönlüdür. Boylamsal meta-analiz verilerine göre iş deneyimleri ve benlik saygısı zaman içinde birbirini karşılıklı etkiler. Yani kişi kendini daha yeterli hissettikçe iş doyumu ve iş deneyimi olumlu yönde etkilenebilir; olumlu iş deneyimleri de benlik saygısını besleyebilir. Tersi durumda ise düşük özgüven, görünür olmaktan kaçınma, fırsatları geri çevirme, performansı küçümseme, ücret pazarlığında zorlanma ve kronik öz-eleştiri şeklinde işleyebilir. Araştırmacılar bunu olumlu bir geri besleme döngüsü ile kısır döngü arasında giden bir süreç olarak tarif etmektedir.
Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir?
Özgüven eksikliği nasıl giderilir sorusunun kısa cevabı “tek bir cümleyle” verilemez. Çünkü sorun çoğu zaman yalnızca motive edici söz eksikliği değildir; düşünme kalıpları, kaçınma davranışları, geçmiş yaşantılar ve eşlik eden kaygı ya da depresif belirtiler birlikte ele alınmalıdır. Yine de iyi haber şu: Araştırmalar, yetişkinlerde benlik saygısını artırmaya yönelik müdahalelerin anlamlı yarar sağlayabildiğini göstermektedir. 119 çalışmayı inceleyen bir meta-analiz, yetişkinlerde özgüveni hedefleyen müdahalelerin benlik saygısı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu bildirmiştir.
Terapide Özgüven Eksikliği Nasıl Ele Alınır?
Terapide ilk adım, “Ben neden böyle hissediyorum?” sorusunu genelleme ile değil formülasyonla yanıtlamaktır. Hangi durumlarda tetikleniyorsunuz, aklınızdan hangi otomatik düşünceler geçiyor, kendinizle ilgili temel inançlarınız neler, hangi kaçınma davranışları sorunu sürdürüyor? Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli çalışmalar tam burada güçlüdür. Düşük özgüven için geliştirilen BDT müdahalelerine ilişkin sistematik derleme ve meta-analiz, bu yaklaşımların yararlı olabileceğini göstermektedir. Uygulamada terapist; olumsuz otomatik düşünceleri yakalama, kanıt analizi, davranış deneyleri, başarıyı küçümseme eğilimini fark etme, öz-eleştiri dilini düzenleme ve kaçınmayı azaltma üzerinde çalışır.
Özellikle çocukluk yaralanmaları, yoğun eleştirel aile ortamı ya da travmatik ilişki deneyimleri olduğunda terapi, bugüne yansıyan ve zorlukları devam ettiren zemini de ele alır. Bu nedenle herkes için aynı seans planı işlemez. Kimi danışanda temel mesele sosyal anksiyetedir, kiminde travma sonrası tetiklenmeler, kiminde mükemmeliyetçilik, kiminde görünümle ilgili olumsuz şemalar. Uzman değerlendirmesi bu ayırımı yapmada belirleyicidir.
Günlük Hayatta Uygulanabilecek Stratejiler
Günlük yaşamda en etkili başlangıçlardan biri, zihindeki cümleleri fark etmektir. Düşük özgüven yaşayan kişilerin olumsuz durumları içsel, kalıcı ve genellenmiş biçimde yorumlama eğiliminde olduğunu; yani “bir hata yaptım” yerine “ben yetersizim”, “bugün kötü geçti” yerine “hep böyle olacak”, “bir alanda zorlandım” yerine “her konuda kötüyüm” sonucuna vardığını söyleyebilirim. Bu noktada hedef, düşünceyi zorla olumluya çevirmek değil, daha gerçekçi hâle getirmektir: dışsal, geçici ve duruma özgü açıklamaları görmek.
Pratikte işe yarayan stratejiler şunlardır: kaçındığınız bir durumu küçük adımlara bölmek; başarıları “şans” diye silmek yerine kayda geçirmek; hayır deme pratiği yapmak; kendinizi başkalarıyla değil kendi ilerlemenizle karşılaştırmak; sosyal medyada kıyaslama tuzağını besleyen hesapları azaltmak; bedeninizi cezalandırılacak bir proje gibi değil bakım verilecek bir emanet gibi görmek; iyi yaptığınız şeyleri düzenli biçimde not etmek. Bunlar kulağa basit gelir ama davranış değişikliğinde basit olan çoğu zaman küçümsendiği için işe yaramaz sanılır. Oysa terapinin yarısı zaten düzenli uygulanan “küçük ama akıllı” adımlardır.
İlaç Tedavisi Gerekir mi?
Özgüven eksikliği tedavisi her zaman ilaç anlamına gelmez. Düşük özgüven tek başına farmakolojik tedavi verilen bağımsız bir tanı değildir; bu nedenle standart bir “özgüven ilacı” yoktur. Ancak yoğun kaygı, depresyon, panik belirtileri, ağır uykusuzluk, işlev kaybı ya da eşlik eden başka bir psikiyatrik tablo varsa psikiyatri değerlendirmesi gerekebilir. İlaç ve psikoterapi kararı depresyon ve anksiyete gibi tanılar üzerinden şekillenir. Uygulamada en doğru yaklaşım şudur: İlaç gerekip gerekmediğine semptomların bütününe bakılarak karar verilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Özgüven eksikliği kendiliğinden geçer mi?
Bazen yaşam koşulları değiştikçe kişi daha iyi hissedebilir; iyi bir ilişki, daha destekleyici bir iş ortamı ya da başarı deneyimi özgüveni toparlayabilir. Yine de uzun süredir devam eden düşük özgüven örüntüleri çoğu zaman kendiliğinden tamamen çözülmez. Özellikle kaçınma davranışları yerleştiyse sorun kendi kendini sürdürür. Araştırmalar benlik saygısının zaman içinde değişebilir olduğunu, uzman desteği ile güçlenebildiğini gösterir.
Özgüven eksikliği için hangi doktora gidilir?
İlk başvuru noktası çoğu zaman uzman psikolojik danışman, klinik psikolog ya da psikiyatrist olabilir. Eğer temel ihtiyaç değerlendirme, psikoterapi ve düşünce-davranış örüntülerini çalışmak ise uzman psikolojik danışman ve klinik psikolog desteği uygundur. Eğer tabloya yoğun depresyon, belirgin anksiyete, panik atak, uyku-iştah bozukluğu, günlük işlevde ciddi düşüş ya da ilaç gereksinimi eşlik ediyorsa psikiyatri uzmanı devreye girmelidir. Birçok durumda en iyi sonuç, psikoterapi ile psikiyatrik değerlendirmenin gerektiğinde birlikte yürütülmesiyle alınır.
Kaygı ve özgüven eksikliği birlikte görülür mü?
Evet, oldukça sık. Boylamsal meta-analizler düşük benlik saygısının sonraki dönemde kaygı ve depresyon belirtilerini öngörebildiğini göstermektedir. Sosyal anksiyetede ise kişi hem olumsuz değerlendirileceğinden korkar hem de kendini değersiz ya da yetersiz görmeye başlar. Bu iki alan birbirini beslediği için tedavide ikisini birlikte ele almak gerekir.
Özgüven eksikliği tedavi edilmezse ne olur?
Destek alınmadığı durumlarda, özgüven eksikliği zamanla kaçınma davranışlarını artırabilir, ilişki kalitesini düşürebilir, iş yaşamında görünürlüğü ve girişkenliği azaltabilir, kaygı ve depresyon riskini yükseltebilir. Düşük özgüvenin depresyon ve anksiyete ile ilişkili olabildiğini; kaçınmanın kısa vadede güven verse de uzun vadede temel korkuları güçlendirdiğini belirtebilirim. İş ve ilişki alanındaki boylamsal veriler de düşük benlik saygısının olumsuz yaşam alanlarıyla karşılıklı bir kısır döngü kurabildiğini düşündürmektedir. Sorun büyüdükçe kişi “Ben buyum” demeye başlar; işte asıl tehlike oradadır. Çünkü örüntü, kimlik gibi görünmeye başlar.
Bu yazı, konuyu anlamanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır; kişisel değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez. Merkezimizde psikolojik danışma ve psikoeğitim çalışmaları, kurumumuzun faaliyet izni ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan programlar çerçevesinde yürütülür. Tıbbi veya psikiyatrik değerlendirme gerektiğinde yetkili sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.
Fuat Can Çalışkan
Uzman Psikolojik Danışman
Kurum Müdürü
Kaynakça
Cameron, J. J., & Granger, S. (2019). Does self-esteem have an interpersonal imprint beyond self-reports? A meta-analysis of self-esteem and objective interpersonal indicators. Personality and Social Psychology Review, 23(1), 73-102.
Ergüner Aral, A., Gerdan, G., Aral, A., & Erdoğan, E. (2026). Yaygın anksiyete bozukluğu ve majör depresif bozuklukta benlik saygısı ile semptom şiddeti arasındaki ilişki: Deneyimsel kaçınma ve psikolojik dayanıklılığın seri aracılık modeli. Nöropsikiyatri Arşivi, 63, 112-118.
Erol, R. Y., & Orth, U. (2014). Development of self-esteem and relationship satisfaction in couples: Two longitudinal studies. Developmental Psychology, 50(9), 2291-2303.
Erol, R. Y., & Orth, U. (2016). Self-esteem and the quality of romantic relationships. European Psychologist, 21(4), 274-283.
Güneri Yöyen, E. (2017). Çocukluk çağı travması ve benlik saygısı. International Journal of Social Sciences and Education Research, 3(1), 267-282.
Harris, M. A., & Orth, U. (2020). The link between self-esteem and social relationships: A meta-analysis of longitudinal studies. Journal of Personality and Social Psychology, 119(6), 1459-1477.
Kolubinski, D. C., Frings, D., Nikčević, A. V., Lawrence, J. A., & Spada, M. M. (2018). A systematic review and meta-analysis of CBT interventions based on the Fennell model of low self-esteem. Psychiatry Research, 267, 296-305.
Krauss, S., & Orth, U. (2022). Work experiences and self-esteem development: A meta-analysis of longitudinal studies. European Journal of Personality, 36(6), 849-869.
McComb, C. A., Vanman, E. J., & Tobin, S. J. (2023). A meta-analysis of the effects of social media exposure to upward comparison targets on self-evaluations and emotions. Media Psychology, 26(5), 612-635.
Niveau, N., New, B., & Beaudoin, M. (2021). Self-esteem interventions in adults: A systematic review and meta-analysis. Journal of Research in Personality, 94, Article 104131.
Orth, U., Erol, R. Y., & Luciano, E. C. (2018). Development of self-esteem from age 4 to 94 years: A meta-analysis of longitudinal studies. Psychological Bulletin, 144(10), 1045-1080.
Orth, U., & Luciano, E. C. (2015). Self-esteem, narcissism, and stressful life events: Testing for selection and socialization. Journal of Personality and Social Psychology, 109(4), 707-721.
Orth, U., Robins, R. W., & Widaman, K. F. (2012). Life-span development of self-esteem and its effects on important life outcomes. Journal of Personality and Social Psychology, 102(6), 1271-1288.
Özcan, H., Subaşı, B., Budak, B., Çelik, M., Gürel, Ş. C., & Yıldız, M. (2013). Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemindeki kadınlarda benlik saygısı, sosyal görünüş kaygısı, depresyon ve anksiyete ilişkisi. Journal of Mood Disorders, 3(3), 107-113.
Reitz, A. K. (2022). Self-esteem development and life events: A review and integrative process framework. Social and Personality Psychology Compass, 16(11), Article e12709.
Saiphoo, A. N., Dahoah Halevi, L., & Vahedi, Z. (2020). Social networking site use and self-esteem: A meta-analytic review. Personality and Individual Differences, 153, Article 109639.
Seki, T., & Dilmaç, B. (2020). Benlik saygısı ve ilişkisel faktörler: Bir meta-analiz çalışması. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 18(2), 853-873.
Sowislo, J. F., & Orth, U. (2013). Does low self-esteem predict depression and anxiety? A meta-analysis of longitudinal studies. Psychological Bulletin, 139(1), 213-240.
Tetzner, J., Becker, M., & Baumert, J. (2016). Still doing fine? The interplay of negative life events and self-esteem during young adulthood. European Journal of Personality, 30(4), 358-373.
Ürün, Ö. D., & Şafak Öztürk, C. (2020). Yetişkin bireylerde sosyal görünüş kaygısı ile sosyal kaygı, benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiler. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 4(1), 37-45.
Diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir: Özsaygı Nedir? Kendine Değer Vermenin Temeli | Mükemmeliyetçilik Nedir? Bir Güç mü, Psikolojik Yük mü? | Çocuklarda Özgüven Gelişimi
