Duygusal zeka (EQ), bir kişinin hem kendi duygularını hem de başkalarının duygularını gözlemleme, ayırt edebilme ve bu bilgiyi düşünce ile davranışlarına yönlendirme yeteneği olarak tanımlanır. Mayer ve Salovey’e göre duygusal zeka, “duyguları doğru algılama, bu duyguları zihinde işleyip anlamlandırma ve duyguları düzenleme” becerilerini içerir. Daniel Goleman gibi araştırmacılar, duygusal zekayı IQ’dan daha da belirleyici bir başarı faktörü olarak görmüştür. İş hayatında ve ilişkilerde yüksek duygusal zekaya sahip bireyler genellikle daha başarılı ve uyumlu olur çünkü strese dayanıklı davranış sergiler ve duygusal çatışmaları yapıcı biçimde çözer.
Zekâyı sadece bilişsel yeteneklerle ölçen IQ testlerinin aksine, duygusal zeka için tek bir standart test yoktur. Yine de pek çok yöntemle ölçülebilir, öz-bildirim ölçekleri kullanılır. Özünde IQ ile EQ ayrı ama tamamlayıcı yetilerdir: IQ akademik başarı için önem taşırken, EQ stres yönetimi ve sosyal ilişkilerde başarıyı belirler. Günümüzde birçok rapor, duygusal zekâ becerilerinin iş dünyasında en çok aranan 10 yetkinlik arasında yer aldığını vurgulamaktadır.
Duygusal zeka sadece başarı için değil, ruhsal sağlık için de kritiktir. Araştırmalar, yüksek duygusal zekanın depresyon, anksiyete ve stres gibi psikolojik sorunlara karşı koruma sağladığını ortaya koymaktadır. Örneğin, 2022’de yayımlanan bir derleme çalışması, yüksek EQ’lu kişilerin daha tatmin edici ilişkilere sahip olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla duygusal zeka, hayatın hem özel hem de iş kesitinde dengeli bir ruh hali ve güçlü sosyal bağlar kurmamızı destekleyen temel bir yetenektir.
İçindekiler
- Duygusal Zekanın Psikolojik Tanımı
- IQ ile EQ Arasındaki Fark
- Duygusal Zeka Neden Bu Kadar Önemli?
- Duygusal Zekanın Bileşenleri Nelerdir?
- Duygusal Zeka Düşük Olduğunda Ne Olur?
- Duygusal Zeka Geliştirilebilir mi?
- Öz Farkındalığı Artıracak Pratik Yöntemler
- Duyguları İsimlendirmenin Gücü
- Zor İlişkilerde Duygusal Zekayı Kullanmak
- Günlük Hayatta Uygulayabileceğiniz Egzersizler
- Duygusal Zeka ve Psikolojik Sağlık
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynakça
Duygusal Zekanın Psikolojik Tanımı
Duygusal zeka psikolojide, zekânın duygusal yönünü ölçen bir kuramsal çerçevedir. Mayer ve Salovey (1990) bu kavramı ilk kez bilimsel olarak tanımlamış, “duyguların doğru algılanması ve yönetilmesini sağlayan yetkinlikler bütünü” şeklinde özetlemiştir. Bu model, duyguları hem kendi içimizde hem çevremizdeki insanlarda tanımayı ve düzenlemeyi kapsar. Salovey ve Goleman’dan sonra gelen çalışmalarda da EQ, bilişsel yetilerden ayrı bir zekâ boyutu olarak kabul edilir. Goleman’a göre, duygusal zekâ okuma yazma gibi öğrenilebilen bir beceridir ve yaşam başarısını büyük ölçüde etkiler. Özetle, psikolojik açıdan duygusal zeka, duygularımızı tanıma, onlarla baş etme ve sosyal ilişkilerde empatiyle hareket etme becerileri toplamıdır.
IQ ile EQ Arasındaki Fark
IQ (zekâ katsayısı) soyut mantık, matematiksel ve sözel becerileri ölçerken; EQ duygusal farkındalık ve kontrol yeteneklerini ölçer. Araştırmalarda IQ ve EQ’nun karşıt değil, farklı iki yetenek olduğu vurgulanır. IQ sınavları kağıt-kalem odaklı olup kesin bir puan verirken, EQ değerlendirilmeleri genellikle öz-bildirim (kişinin kendi beyanı) ile yapılır. Bir kişinin akademik zekâsı çok yüksek olabilir fakat duygularını yönetemediğinde iş yerinde veya ilişkilerde sıkıntı yaşaması mümkündür. Örneğin, akademik yetenek (IQ) üniversiteye girişte işe yarar, ancak sınav stresini yönetmeyi sağlayan ve hedeflere ulaşmayı kolaylaştıran düzey duygusal zekâdır. Özetle, IQ sizi hedeflerinize ulaştıracak planlar yapmanızı sağlarken; EQ, o hedeflere giderken ortaya çıkan stresi, hayal kırıklıklarını ve sosyal engelleri aşmanıza yardımcı olur.
Duygusal Zeka Neden Bu Kadar Önemli?
Duygusal zekanın bu denli önem kazanmasının nedeni, iş ve yaşam başarısındaki doğrudan etkisidir. Dünya Ekonomik Forumu’nun “Geleceğin İş Gücü” raporu, işverenlerin en çok talep ettiği 26 yetkinlik arasında motivasyon, öz farkındalık, empati ve aktif dinleme gibi EQ özelliklerini listelediğini ortaya koymuştur. Harvard’dan Ron Siegel’in de belirttiği gibi, teknik becerileri güçlü kişiler duygularını yönetemezse ekip çalışmasında sorun yaşar, kaynaklar duygusal yanlış anlamalarla boşa harcanır. Yüksek duygusal zekâlı bireyler ise stresli durumlarda kendilerini sakin tutabilir, çatışmaları yapıcı şekilde çözebilir ve başkalarıyla empati kurarak ilişkileri güçlendirebilir. Örneğin bir sistematik derleme, EQ’su yüksek kişilerin daha tatmin edici ve destekleyici ilişkiler kurduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, duygusal zekâ iş yerinde liderlik, takım uyumu ve değişime uyum sağlama gibi pek çok alanda başarıyı artırır; özel hayatta ise insanları anlama, sağlıklı ilişkiler kurma ve duygusal dayanıklılık kazandırma işlevi görür.
Duygusal Zekanın Bileşenleri Nelerdir?
Duygusal zekânın temel bileşenleri genellikle beş ana başlık altında toplanır. Bu bileşenler, hem Goleman’ın hem de Mayer-Salovey’in duygusal zeka çalışmalarında öne çıkmıştır.
- Öz Farkındalık: Kişinin iç dünyasında olup biteni fark etmesi, duygularının nereden kaynaklandığını anlamasıdır. Bir nevi “duygusal okuryazarlık”tır; ne hissettiğimizi, güç ve zayıf yanlarımızı görebilmeyi sağlar. Örneğin düzenli duygu günlüğü tutmak ya da başkalarından geri bildirim istemek, öz farkındalığı artıran yöntemlerdendir.
- Öz Düzenleme: Yaşanan duyguyu kontrol edebilme ve gerektiğinde yönlendirebilme becerisidir. Duygularımızı tanıdıktan sonra onları yönetmek en az onu fark etmek kadar önemlidir. Olumsuz duyguların ani tepkilerle sonuçlanmasına, bizi kontrol etmesine izin vermemek, karar alırken duygusal tepkilerimizi dengede tutmak bu bileşenin örnekleridir.
- Empati Kurabilme: Başkalarının duygularını anlama ve onlara karşı duyarlı olma yetisidir. Empati, güçlü bir öz farkındalığın yanı sıra gerçek bir dinlemeyi ve karşıdakinin bakış açısına geçici de olsa kendi penceremizden çıkabilmeyi gerektirir. Kişinin kendi hislerini tanımakta zorlanması, etrafındakilerin duygularını anlamasını da engeller. Empati sayesinde insanlar arası iletişim, güven ve iş birliği kolaylaşır.
- Sosyal Beceriler: Diğer insanlarla etkili ilişkiler kurmayı sağlayan iletişim ve iş birliği yetenekleridir. Sosyal beceriler; insanları ikna etme, motive etme, ekibin uyumunu sağlama gibi günlük hayattaki pek çok durumda ön plana çıkar. Bu beceriler, ses tonu, beden dili ve sözlü iletişimle çevremizdekilere duygularımızı aktarırken aynı zamanda onların tepkilerini okuma yeteneğini içerir.
- Motivasyon: Kendi kendini harekete geçirme, hedefler doğrultusunda ısrarla çaba sarf etme gücüdür. Duygusal zekâda motivasyon, aksiliklere rağmen kendini motive olabilme ve içten gelen azimle yoluna devam edebilme yeteneğidir. Bu sayede insan, hem kişisel hem profesyonel hedeflere ulaşmak için kararlı kalır. Goleman’ın belirttiği gibi duygusal zekânın temelinde hedeflerimize duyduğumuz tutku ve devamlılık yatar; bu motivasyon bizi başarıya taşır.
Her bir bileşen, genel zekâ performansını doğrudan etkiler. Örneğin yüksek öz farkındalık, hem öz düzenlemeyi kolaylaştırır hem empati düzeyini yükseltir. Duygusal zekâsı güçlü bir kişi, bu beş alandaki dengeli yetkinlikleri sayesinde yaşamındaki zorlukları daha kolay yönetir.
Duygusal Zeka Düşük Olduğunda Ne Olur?
Duygusal zeka zayıf olduğunda yaşamın birçok alanında sorunlar baş gösterir. Bu başlık altında, düşük EQ’nun ilişkiler, iş hayatı ve duygusal kontrol üzerindeki olumsuz etkilerine değinelim:
- İlişkilerde Zorluklar: Duygularını tanımakta zorlanan kişiler başkalarının duygusal sinyallerini de gözden kaçırır. Yüksek duygusal zekâlı bireyler empatiyle hareket ederken, düşük EQ’lu bireyler çoğu zaman çatışmayı ya tırmandırır ya da tamamen kaçınır. Örneğin; düşük EQ’lu bir kişi kendi duygularını bile anlamakta zorlanır, bu yüzden iletişimde açık ifade kuramaz ve sosyal ilişkilerde kopukluk yaşar. Sonuç olarak, yakın ilişkilerde anlaşmazlıklar artar, empatik anlayış azalır ve hem arkadaşlık hem aile dinamikleri zarar görebilir.
- İş Hayatına Yansımaları: İş ortamında duygusal zekanın eksikliği, ekip çalışmasında ve liderlikte aksamalara yol açar. Harvard’ta yapılan bir çalışma, sadece teknik bilgiye sahip çalışanların bile projelerin duygusal anlaşmazlıklar yüzünden başarısız olabildiğini vurgular. Duygusal zekası düşük kişiler, stresle baş edemez, baskı altında panikleyebilir ya da öfkesini kontrol edemeyebilir. Bu da iş yerinde verimliliğin düşmesine, hataların artmasına ve hatta iş tatminsizliğine neden olur. İyi EQ’lu çalışanlar ise gerilimli durumlarda bile sakin kalıp çözüm arayışına giderken; düşük EQ’lu kişiler sık sık duygusal patlamalar yaşayarak iş ortamında sorun yaratabilir.
- Duygusal Patlamalar ve Kontrol Güçlüğü: Duygusal zekâ yetersizse, kişinin duygusal tepkileri şiddetli ve ani olur. Araştırmalar, duyguları isimlendirme ve fark etme pratiklerinin amigdala tepkisini azaltarak aşırı duygusal tepkileri yumuşattığını gösterir. Buna karşın duygularını tanımayı bilmeyen biri, stresli anlarda kendisini frenleyemeyebilir. Örneğin anksiyete veya öfke hissettiğinde “nedenini biliyor ve kontrol edebiliyor olmak”, kişinin sakinleşmesini sağlar; ama bu özelliğe sahip olmayanlar çabucak tepki verir. Dolayısıyla düşük EQ’lu bireyler sıklıkla ani sinirlenmeler, tutarsız ruh hali değişimleri ve “duygusal patlamalar” sergileyebilirler.
- Empati Eksikliğinin Sonuçları: Empati duygusunun azlığı, sosyal ilişkilerde erozyona yol açar. İyi bir empati kurma becerisi, çatışmaları yapıcı kılar, karşı tarafı anlamayı kolaylaştırır. Empati yoksunluğu ise bireyi tek taraflı bakış açısına sıkıştırır ve çoğu zaman iletişimde yanlış anlaşılmalara neden olur. Toplum tarafından da olumlu karşılanan cömertlik, şefkat ve hoşgörü gibi değerler, empati sayesinde beslenir; dolayısıyla empati eksikliği bu sosyal erdemlerin azalmasına yol açar. Özetle düşük EQ, insan ilişkilerini zayıflatır ve bireyin hem yakın çevresinde hem de iş arkadaşları arasında güvensizlik ve kopukluk yaşamasına neden olur.
Duygusal Zeka Geliştirilebilir mi?
Evet, duygusal zeka geliştirilebilir bir beceridir. Uzmanlar duygusal zeka becerilerinin öğrenme ve pratik yoluyla güçlendirilebileceğini vurgular. Birçok çalışma, eğitim programları ve günlük uygulamaların EQ’yu artırdığını göstermiştir. Farklı araştırmalar, zaman içinde öz farkındalığı artırmanın mümkün olduğunu; stresli durumlarda bile duygusal regülasyon pratiği yaparak daha başarılı olunabileceğini belirtir. Goleman da “duygusal zeka statik bir özellik değildir; her yaşta geliştirilebilir” der. Bu nedenle doğru yöntemlerle duygularımızı tanımayı ve kontrol etmeyi öğrendikçe EQ seviyemiz yükselecektir.
Öz Farkındalığı Artıracak Pratik Yöntemler
Kendi duygularımızı daha iyi anlamak için çeşitli pratik teknikler kullanabiliriz. Örneğin, duygu günlüğü tutmak, günlük yaşanan hisleri yazıya dökerek farkındalığı artırır. “Duyguların üzerine düşünmek, başkalarının bakış açısını sormak, durup anda kalabilmek ve eleştiriden öğrenmek” gibi uygulamalar işe yaramaktadır. Bu tür adımlar, duygularımızı daha sık gözden geçirmemize yardımcı olur. Düzenli öz değerlendirme ve meditasyon egzersizleri de kişinin kendi anlık duygularına bağlanmasını kolaylaştırır.
Duyguları İsimlendirmenin Gücü
Duyguları açıkça ifade etmek, duygusal zekâyı geliştiren güçlü bir tekniktir. Araştırmalar, hislerimizi isimlendirdiğimizde beynimizin duyguyu yönetme merkezlerinin daha etkin çalıştığını ve duygusal farkındalığımızın arttığını gösterir. Bir bilinçli nefes alma veya günlük tutma anında, yaşadığınız duyguyu kelimeyle tarif edin; bu, o duyguyu zihinsel olarak işlemeyi kolaylaştırır. Örneğin “Şu anda çok öfkeli hissediyorum” diyerek öfkenizi isimlendirmek, duygusal tepkilerinizi yumuşatır. Bu alışkanlık, duygusal okuryazarlığı yükseltir ve duygusal zekanın temeli olan içsel farkındalığı güçlendirir.
Zor İlişkilerde Duygusal Zekayı Kullanmak
Zor ilişkilerde duygu zekâmızı kullanmak için öncelikle etkin dinleme ve empati kurmapratiği yapmak önemlidir. Karşı tarafın ne söylediğine değil, nasıl söylediğine dikkat etmek; gerektiğinde “ben dili” kullanarak konuşmak çözüm getirir. Araştırmacılar, farkındalıkla iletişim kurmanın duygusal regülasyon ve bağ kurmayı desteklediğini bildirir. Örneğin bir tartışmada karşı taraf kızgınsa önce duygusunu anladığınızı belirtmek (“Haklısın, bu durum seni çok üzmüş”) anlaşılma ve empati göstererek rahatlama sağlar ve iş birliğine yönlendirir. Zor anlarda derin bir nefes alıp durumu değerlendirmek, ani patlamaları önler. Kısaca, ilişkide “durup anlamaya çalışma” ve duygu kontrolü stratejileri çatışmaları daha yapıcı bir sürece dönüştürür.
Günlük Hayatta Uygulayabileceğiniz Egzersizler
Duygusal zekanızı günlük hayatta geliştirmenin pratik yolları da vardır. Duygu günlüğü tutmak bunlardan biridir; her gün birkaç dakikanızı ayırıp hislerinizi yazın, böylece içsel durumunuzu izleyip yaşadığınız ve deneyimlediğiniz örüntüleri görebilirsiniz. Farkındalık meditasyonu veya nefes egzersizleri de olumsuz duygularla baş etmenizi kolaylaştırır. Ayrıca kısa süreli duygusal “check-up” yaparak gün içinde anlık halinizi sorgulamak faydalıdır. Gün içinde karşınıza çıkan zorluklı durumlarda “Bu beni neden böyle hissettiriyor?” gibi sorular sormak ve cevaplarını düşünmek de EQ pratiği sağlar. Örneğin iş yerinde stresli bir an yaşadığınızda, odada beş saniye durup hissettiğiniz öfke veya kaygıyı tanımlayıp adımlamak, duygusal tepkilerinizi kontrol etmenize yardımcı olur.
Duygusal Zeka ve Psikolojik Sağlık
Yüksek duygusal zekâ sadece sosyal hayatta etkilerini göstermez, psikolojik sağlıkta da koruyucu bir etkendir.
Stres Yönetimi: Duygularını iyi idare edebilen kişiler stresli olaylarda daha dayanıklıdır. Örneğin yüksek EQ’lu biri stres altında bile çabuk sakinleşebilir veya duygularını olumlu bir şekilde yönlendirebilir. Araştırmalar, duygusal zekânın stres, kaygı ve depresyon belirtilerini azaltıcı rol oynadığını göstermiştir.
Depresyon İlişkisi: Düşük duygusal yeterlilik; özellikle gençlerde, olumsuz olayları abartılı algılamaya ve mutsuzluğa yatkınlık yaratır. Stanford Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırma, psikolojik eğitim programlarıyla duygusal farkındalık kazanan öğrencilerin depresif düşüncelerini azalttığını gözlemlemiştir. Genel olarak duygusal zekası yüksek kişiler, hayattaki aksilikleri daha iyimser yorumlar; olumsuz ruh hallerinin kalıcılığını engellemek için zihinlerindeki olumsuz otomatik düşüncelerle baş etmeyi öğrenirler.
Terapide Duygusal Zeka: Psikoterapilerde, danışanın kendi duygu dünyasını keşfetmesine ve başkalarıyla etkileşimini iyileştirmesine yönelik teknikler kullanılır. Bilişsel davranışçı terapiden içgörü odaklı terapilere kadar pek çok yöntem, kişinin duygularını tanımasına ve yapıcı biçimde ifade etmesine yardımcı olur. Örneğin, duygusal zeka atölyeleri veya duygu günlüğü çalışmaları tedavi sürecine eklenebilir. Aynı zamanda terapistler danışanların empati kurma yeteneğini geliştirmesi için rehberlik ederler. Terapi seansları duygusal farkındalığı artırarak duygusal zekânın öğrenilmesine katkı sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Duygusal zeka ölçülebilir mi?
Duygusal zekâ, IQ gibi tek bir testle ölçülemese de çeşitli ölçeklerle değerlendirilir. Yetenek testleri ve öz-bildirim anketleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu testler farklı alanlarda öz farkındalık, düzenleme ve sosyal algı puanları sunar. IQ testlerinin tersine “duygusal zekâ puanı” çıkartan sabit bir kağıt kalem testi yoktur. Yine de uzmanlar, bu testlerin pratik bir fikir verdiğini ve gelişim takibi için yararlı olduğunu belirtir. Örneğin, duygusal zeka seviyesini yükseltmek isteyen biri bu envanter ve testlerle kendi bulunduğu durum hakkında bir fikir edinebilir. Ardından kendi duygusal zekasını geliştirmek için çeşitli uygulamaları periyodik olarak uyguladıktan sonra tekrar kendi duygusal zekasını ölçüp süreç içerisinde nasıl fayda sağladığını gözlemleme fırsatı edinebilir.
Duygusal zeka genetik midir?
Bir dereceye kadar genetik mirasla alakalıdır; örneğin doğuştan gelen yatkınlıklar ve mizaç, duygusal eğilimleri etkiler. Ancak çoğunlukla çevresel faktörler, öğrenme ve deneyimle şekillenir. Her yaştaki birey duygusal zekâ becerilerini geliştirebilir. Goleman’ın da ifade ettiği gibi, “duygusal zeka statik bir özellik değildir; herkes, istediği zaman onu öğrenebilir ve güçlendirebilir”. Yani temel yeteneklerimize genetik katkı olsa da, eğitim ve pratikle EQ önemli ölçüde değiştirilebilir.
Yüksek duygusal zekaya sahip biri nasıl anlaşılır?
Yüksek EQ’lu kişiler duygularını tanıyıp yönetmede ustadır. Örneğin stresli durumlarda sakin kalırlar; öfkelerini anlar ve kontrol ederler. İletişimde empati gösterir, karşısındakinin bakış açısını dinler ve yapıcı çözüm ararlar. Çatışma anında kaçmak yerine diyalog kurmaya çalışır, öz güvenleri yüksektir. Başkalarının duygusal ipuçlarını kaçırmaz, gerçek ihtiyaçları anlamaya çalışır. Kısaca yüksek EQ, duygusal tepkileri dengeli, sosyal ilişkileri güçlü ve esnek düşünce yapısına sahip bir kişiyi işaret eder.
Çocuklarda duygusal zeka nasıl geliştirilir?
Uzmanlar, çocuklara erken yaşta duygu okuryazarlığı kazandırmanın çok etkili olduğunu belirtiyor. Ebeveynler, çocuklarıyla duygular hakkında konuşmayı teşvik etmeli ve onların kendilerini ifade etmelerine izin vermelidir. Çocuklara model olun; duygularınızı onlarla paylaşın ve hata yaptıklarında cezalandırmak yerine öğretici bir tutum izleyin. Güvenli bir ortamda sorumluluklar vermek, empati örüntüsü kazandırır ve özgüveni artırır. Ayrıca grup etkinlikleriyle sosyal etkileşimlerini desteklemek ve zorluklarla başa çıkmayı öğrenmeleri için onlara rehberlik etmek de önemlidir. Bu yaklaşımlar, çocukların erken yaşta hem kendi duygularını hem başkalarının duygularını anlamalarını ve yönetmelerini sağlar.
Fuat Can Çalışkan
Uzman Psikolojik Danışman
Kurum Müdürü
Kaynakça
Brackett, M. A., Rivers, S. E., Shiffman, S., Lerner, N., & Salovey, P. (2006). Relating emotional abilities to social functioning: A comparison of self-report and performance measures of emotional intelligence. Journal of Personality and Social Psychology, 91(4), 780-795. https://doi.org/10.1037/0022-3514.91.4.780
Bru-Luna, L. M., Martí-Vilar, M., Merino-Soto, C., & Cervera-Santiago, J. L. (2021). Emotional intelligence measures: A systematic review. Healthcare, 9(12), Article 1696. https://doi.org/10.3390/healthcare9121696
Durlak, J. A., Weissberg, R. P., Dymnicki, A. B., Taylor, R. D., & Schellinger, K. B. (2011). The impact of enhancing students’ social and emotional learning: A meta-analysis of school-based universal interventions. Child Development, 82(1), 405-432. https://doi.org/10.1111/j.1467-8624.2010.01564.x
Kotsou, I., Mikolajczak, M., Heeren, A., Grégoire, J., & Leys, C. (2019). Improving emotional intelligence: A systematic review of existing work and future challenges. Emotion Review, 11(2), 151-165. https://doi.org/10.1177/1754073917735902
Lieberman, M. D., Eisenberger, N. I., Crockett, M. J., Tom, S. M., Pfeifer, J. H., & Way, B. M. (2007). Putting feelings into words: Affect labeling disrupts amygdala activity in response to affective stimuli. Psychological Science, 18(5), 421-428. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2007.01916.x
MacCann, C., Jiang, Y., Brown, L. E. R., Double, K. S., Bucich, M., & Minbashian, A. (2020). Emotional intelligence predicts academic performance: A meta-analysis. Psychological Bulletin, 146(2), 150-186. https://doi.org/10.1037/bul0000219
Malouff, J. M., Schutte, N. S., & Thorsteinsson, E. B. (2014). Trait emotional intelligence and romantic relationship satisfaction: A meta-analysis. The American Journal of Family Therapy, 42(1), 53-66. https://doi.org/10.1080/01926187.2012.748549
Martins, A., Ramalho, N., & Morin, E. (2010). A comprehensive meta-analysis of the relationship between emotional intelligence and health. Personality and Individual Differences, 49(6), 554-564. https://doi.org/10.1016/j.paid.2010.05.029
Mattingly, V., & Kraiger, K. (2019). Can emotional intelligence be trained? A meta-analytical investigation. Human Resource Management Review, 29(2), 140-155. https://doi.org/10.1016/j.hrmr.2018.03.002
Mayer, J. D., Caruso, D. R., & Salovey, P. (2016). The ability model of emotional intelligence: Principles and updates. Emotion Review, 8(4), 290-300. https://doi.org/10.1177/1754073916639667
Miao, C., Humphrey, R. H., & Qian, S. (2017). A meta-analysis of emotional intelligence and work attitudes. Journal of Occupational and Organizational Psychology, 90(2), 177-202. https://doi.org/10.1111/joop.12167
Nelis, D., Quoidbach, J., Mikolajczak, M., & Hansenne, M. (2009). Increasing emotional intelligence: (How) is it possible? Personality and Individual Differences, 47(1), 36-41. https://doi.org/10.1016/j.paid.2009.01.046
O’Boyle, E. H., Jr., Humphrey, R. H., Pollack, J. M., Hawver, T. H., & Story, P. A. (2011). The relation between emotional intelligence and job performance: A meta-analysis. Journal of Organizational Behavior, 32(5), 788-818. https://doi.org/10.1002/job.714
Resurrección, D. M., Salguero, J. M., & Ruiz-Aranda, D. (2014). Emotional intelligence and psychological maladjustment in adolescence: A systematic review. Journal of Adolescence, 37(4), 461-472. https://doi.org/10.1016/j.adolescence.2014.03.012
Schutte, N. S., Malouff, J. M., Thorsteinsson, E. B., Bhullar, N., & Rooke, S. E. (2007). A meta-analytic investigation of the relationship between emotional intelligence and health. Personality and Individual Differences, 42(6), 921-933. https://doi.org/10.1016/j.paid.2006.09.003
Diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir: Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) | Sosyal Beceriler Nedir ve Neden Önemlidir? | Depresyon