İngilizcede introversion diye geçen içe dönüklük, psikolojide oldukça araştırılmış bir kişilik boyutudur. “İçe dönük olmak” genelde insanlardan nefret etmek, asosyal olmak ya da iletişim becerisinin zayıf olması gibi okunur. Oysa araştırmalar, konunun daha çok enerji toplama biçimi, uyarılma düzeyi, düşünme temposu ve sosyal etkileşimden ne beklediğinizle ilgili olduğunu gösteriyor. Büyük Beş kişilik modelinde dışadönüklük; sosyallik, atılganlık ve enerji düzeyi gibi alt boyutları içerir. İçe dönüklük bu eksende daha düşük dışadönüklük tarafında yer alır. Yani “introvert ne demek?” sorusunun net cevabı şudur: Daha az insan değil, daha farklı yoğunluk.
Bir de kültürel boyut bulunmaktadır: Batı kültürlerinde dışadönüklük daha “ideal” görülmeye eğilimlidir. Liderlik, network edinme, spontane görünme, yüksek sesle düşünme… bunlar çoğu sosyal ortamda hızlı beğeni toplar. Bu yüzden içe dönük insan, çoğu zaman daha çok kültürel beklentiyle çatışabilir. “Sosyal olmak zorunda mısınız?” sorusunun kısa cevabı bu yüzden hayırdır. Herkesin aynı tempoda yaşaması gerekmiyor. Araştırmalar hem kişilik özelliklerinin süreklilik gösterdiğini hem de iki ucun arasında geniş bir alan bulunduğunu söylüyor.
İçindekiler
- İçe Dönüklük Nedir? Psikolojik Tanımı
- İçe Dönüklük ile Dışa Dönüklük Arasındaki Fark
- İçe Dönüklük Bir Kişilik Özelliği midir?
- Introvert Olmak Sosyal Kaygı mıdır?
- İçe Dönük Bireylerin Özellikleri Nelerdir?
- İçe Dönüklerin Güçlü Yanları
- İçe Dönüklük Hakkında Yaygın Yanlış Anlamalar
- Dışa Dönük Dünyada İçe Dönük Olmak
- İçe Dönüklük ve İlişkiler
- İçe Dönük Biri Olarak Kendinizle Barışmak
- Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynakça
İçe Dönüklük Nedir? Psikolojik Tanımı
Psikolojik tanım bakımından içe dönüklük, kısaca daha sessiz, daha ölçülü, daha az uyarıcı çevre tercih eden insanlarda görülen karakter özelliğidir. Dışadönüklük boyutunun daha düşük tarafında yer alan bir kişilik örüntüsüdür. Büyük Beş yaklaşımında dışadönüklük başlığı altında üç temel özellikle dikkat çeker: sosyallik, atılganlık ve enerji düzeyi. Bu alanlarda daha yüksek puan alan kişiler genelde daha konuşkan, daha girişken ve daha canlı görünür. Daha düşük puan alan kişiler ise daha sessiz, daha ölçülü, daha az uyarıcı çevre tercih eden ve çoğu zaman düşünerek hareket eden kişiler olabilir.
Psikolojide kişilik özellikleri var veya yok gibi düşünülmez. “Ya introvertsindir ya extrovert” yaklaşımı popüler dilin işine yarar ama bilimsel olarak gerçekçi değildir. İnsanlar bir süreklilik üzerinde yer alır. Konu, dünyayı nasıl işlediğiniz ve sosyal etkileşimin sizi nasıl etkilediğidir. Aradaki geniş orta alanda duran insanlar da vardır; onlara çoğu zaman ambivert denir.
İçe Dönüklük ile Dışa Dönüklük Arasındaki Fark
İçe dönük ile dışa dönük farkı, “kim insan sever?” sorusundan çok “kim hangi yoğunluğu tercih eder?” sorusuyla anlaşılır. Dışa dönük kişiler daha canlı sosyal etkileşimlerle enerji toplama eğilimindedir. İçe dönük kişiler ise iç kaynaklardan, sessizlikten, yalnız zamandan, derin odaktan ve daha düşük uyarıcı ortamlardan beslenebilir. Bu farklar daha kötü veya daha iyi diye kıyasa uygun değildir. Sadece sinir sistemi ve dikkat, düşünsel süreçler gibi süreçleri farklı çalışmaktadır.
Bu nedenle “içe dönük insan ilişkileri zayıftır” yargısı da doğru değildir. Dışa dönük biri grup içinde parlayabilir; içe dönük biri bire bir konuşmada çok daha derin, dikkatli ve etkili olabilir. Dışadönüklük görünürlüğü artırır. İçe dönüklük çoğu zaman derinliği artırır. Hangi özelliğin daha işlevsel olacağı, bağlama bağlıdır.
İçe Dönüklük Bir Kişilik Özelliği midir?
İçe dönüklük, kişiliğin temel boyutlarından biri olarak ele alınır. Büyük Beş kuramı ve BFI-2 gibi ölçümler, bu boyutun hem kavramsal hem psikometrik olarak güvenilir biçimde değerlendirilebildiğini gösterir. Başka bir ifadeyle, “içe dönüklük kişilik midir?” sorusunun cevabı nettir: Evet, kişilik özelliğidir.
Burada önemli nüans şu: Kişilik özellikleri görece stabildir ama değişmez değildir. Uzun yıllar boyunca sürdürülen çalışmalar, Big Five özelliklerinin yıllar boyunca anlamlı ölçüde korunduğunu, yine de yaşam deneyimleri, roller, ilişkiler ve müdahalelerle belirli düzeyde değişebildiğini gösteriyor. Yani içe dönük biri hayat boyu aynı yoğunlukta kalmak zorunda değildir; ama “özünü tamamen silmek” de gerçekçi bir hedef değildir.
Introvert Olmak Sosyal Kaygı mıdır?
Hayır. Introvert olmak sosyal kaygı değildir. Sosyal kaygı bozukluğu; sosyal durumlarda başkaları tarafından değerlendirilmeye, yargılanmaya ya da rezil olmaya dair yoğun korku, kaçınma davranışı ve belirgin işlev kaybıyla tanımlanır. Araştırmalar, bu korkunun günlük yaşamı, işi, okulu ve ilişkileri bozacak düzeye geldiğinde klinik önem taşıdığını açık biçimde anlatır.
İçe dönüklükte ise temel mesele korku değil, tercih ve enerji yönetimidir. İçe dönük biri bir davete gitmek istemeyebilir; ama nedeni “yanlış bir şey söylersem rezil olurum” değil, “bugün zihinsel olarak kalabalığa uygun değilim” olabilir. Bu ikisini karıştırmak çok yaygın bir hata. Üstelik kişi hem içe dönük hem de sosyal kaygılı olabilir. Biri kişilik boyutu, diğeri klinik belirti örüntüsüdür.
İçe Dönük Bireylerin Özellikleri Nelerdir?
“İçe dönük biri nasıl anlaşılır?” sorusunun tek maddelik bir cevabı yoktur. Araştırmalarda ve klinik gözlemde sık karşılaşılan bazı örüntüler içe dönük bireylerde görülmektedir. Yalnız kalınca toparlanma, konuşmadan önce düşünme, bire bir iletişimi sevme, küçük ve güvenli çevreleri tercih etme, gözlem gücü ve iç konuşmanın yoğunluğu. Bunların hepsi her içe dönük kişide aynı yoğunlukta, şekilde ve sıklıkta görülmez.
Enerji Yönetimi: Yalnız Kalmak Neden Şarj Eder?
İçe dönük kişiler için yalnız kalma zamanı çoğu zaman “kaçış” değil, kendini düzenleme zamanıdır. Araştırmalara göre uzun toplantılar, büyük partiler ya da yoğun sosyal etkileşimin ardından kişi fiziksel olarak değilse bile zihinsel ve duygusal olarak tükenmiş hissedebilir. Sessizlik, kendi düşüncelerini toparlamasına ve iç dengesine dönmesine yardım eder. “Sosyal pil” ifadesi popüler ve doğru bir kullanım görülebilir, kişilerin kendi aktarımlarındaki deneyimleri çok iyi tarif etmektedir.
Bu yüzden içe dönük olmak, insanlardan kaçmak anlamına gelmez. Planlanmamış, uzun ve yüksek tempolu etkileşimlerden sonra toparlanmak için zaman istemek anlamına gelebilir. Kimi insan kahve molasında şarj olur, kimi insan kapıyı kapatıp on dakika sessizlikte. İkisi de farklı tarzı bizlere göstermektedir.
Derin Düşünme ve Gözlemcilik
İçe dönüklerde sık görülen bir özellik, tepki vermeden önce bilgiyi kapsamlı olarak işlemektir. Bu nedenle birçok içe dönük kişi önce dinler, sonra konuşur. Grup içinde hemen söze girmeyebilir; ama konuştuğunda daha işlenmiş, daha dikkatli ve daha tutarlı katkılar sunabilir. Gözlem, hızlı tepkinin gerisinde kalmak olarak görülmemektedir; çoğu zaman daha fazla bilgi toplayıp üzerine düşünmek şeklinde görülebilir.
Bu örüntü tipi, “pasiflik” diye yanlış okunabilir. Oysa kimi zaman kişi ortamı tartmakta, kim ne diyor diye bakmakta, olası sonucu hesaplamakta, kendi cümlesini koşullara göre revize etmektedir.
Küçük Grupları Büyük Kalabalıklara Tercih Etmek
Birçok içe dönük kişi, büyük ve gürültülü ortamlardan çok küçük, tanıdık ve güvenli çevrelere yönelir. Bire bir sohbet, tanımadığı on kişiyle yüzeysel konuşmaktan daha besleyici gelebilir. Araştırmalar, içe dönük kişilerin daha küçük ve daha yakın bağlardan oluşan sosyal ağları tercih edebildiğini vurguluyor. Bu tercih, sosyal ilişki tarzına ait bir değerlendirme olarak görülebilir.
İlişkide nicelik yerine yoğunluk arayan çok sayıda içe dönük insan vardır. Bir akşamı üç kişiyle derin konuşarak geçirmek, yirmi kişiyle yüzeysel paylaşım yapıp eve dönmekten daha anlamlı gelebilir.
İçe Dönüklerin Güçlü Yanları
İçe dönüklerin güçlü yanları ön plana çıkmayı tercih etmediklerinden fark edilmeyebilir. Oysa araştırmalar, daha az dışadönük liderlerin proaktif ekiplerde çalışan fikirlerine daha açık olabildiğini, daha dikkatli dinlediğini ve bu sayede grup performansını artırabildiğini gösteriyor. Grant, Gino ve Hofmann’ın çalışması özellikle proaktif çalışanların bulunduğu ortamlarda daha az dışadönük liderliğin avantaj sağlayabileceğini ortaya koydu.
Benzer şekilde Adam Grant’in satış performansı çalışması, en yüksek performansın çoğu zaman ne çok içe dönük ne de çok dışa dönük kişilerde toplandığını; dinleme ile ikna arasında denge kurabilen ambivert çizginin avantaj yaratabildiğini göstermiştir. Buradan çıkan pratik sonuç: dikkatli dinleme, ölçülü konuşma ve düşünerek müdahale etme iş hayatında ciddi bir beceridir.
İçe Dönüklük Hakkında Yaygın Yanlış Anlamalar
“İçe Dönük İnsanlar Asosyaldir”
İçe dönük insanlar asosyal değildir; sosyal etkileşimle kurdukları mesafe ve biçim farklı olabilir. Frontiers’ta yayımlanan bir çalışma, içe dönük öğrencilerin sosyal olarak iletişimde uzun süre kalabildiğini ve yüksek sosyal etkileşim düzeyine sahip içe dönüklerin daha yüksek özsaygı bildirdiğini gösterdi.
Bir içe dönük, kalabalık partilerden hoşlanmayabilir ama yakın arkadaşlarıyla çok güçlü bağlar kurabilir. Hatta tam da bu nedenle ilişkilerinde daha seçici ve daha sadık olabilir. “Asosyal” etiketi çoğu zaman gözlem değil, hızlı yapılan bir yorum ve varsayım olabilmektedir.
“Utangaç Olmak ile İçe Dönük Olmak Aynı Şeydir”
Utangaçlık daha çok sosyal karşılaşmalarda gerginlik, kaygı ve olumsuz değerlendirilme endişesiyle ilgilidir. İçe dönüklük ise daha düşük uyarım tercihi ve içe dönük işlemleme tarzıyla ilgilidir. Bir kişi hem içe dönük hem rahat olabilir. Bir başkası dışa dönük olup yine de çekingen davranabilir. Bu ayrımı kaçırınca, kişiliği bir sorunmuş gibi okumaya başlayabiliriz.
Bu fark özellikle aileler ve iş yerleri için önemlidir. Sessiz bir çocuğu veya çalışanı otomatik olarak “özgüvensiz” diye etiketlemek, davranışları da etkiler. Aynı zamanda durumu değerlendirmede yapılan hatalardan dolayı ihtiyacı görmemekle sonuçlanabilir.
“İçe Dönüklük Tedavi Edilmesi Gereken Bir Durumdur”
İçe dönüklük bir ruhsal bozukluk değildir. Kişilik özelliğidir. Tedavi gerektiren şey içe dönüklüğün kendisi değil; eşlik eden sosyal kaygı, depresyon, panik, yoğun kaçınma, işlev kaybı ya da kişinin hayatını daraltan başka belirtilerdir. Uzmanlar, özellikle korku ve kaçınmanın günlük yaşamı bozduğu durumlarda yardım aranmasını önerir.
Bir başka ifadeyle terapiye “daha konuşkan olayım” diye gitmek zorunda değilsiniz. “İnsan içine çıkınca kilitleniyorum”, “işimi yapamıyorum”, “ilişkilerim bozuluyor”, “aylarca kaçınıyorum” diyorsanız mesele içe dönüklük değildir; orada başka bir yük ve çalışma alanı vardır.
Dışa Dönük Dünyada İçe Dönük Olmak
Araştırmalar, Batı kültürlerinde dışadönüklüğün sosyal açıdan daha arzu edilir görülmeye eğilimli olduğunu söylüyor. Bu durum okulda grup çalışması, iş yerinde toplantı kültürü, liderlik stereotipleri ve sosyal medyada görünürlük baskısı üzerinden hissediliyor. Hatta liderlikle ilgili yaygın beklentiler, çoğu zaman atılganlık ve görünürlüğü daha yüksek değerliymiş gibi sunuyor.
Bu atmosfer içinde içe dönükler kendilerini “eksik” gibi değerlendirmeye başlayabiliyor. Sorun çoğu zaman kişinin yapısında değil, toplum beklentisi ile mücadelededir.
İçe Dönüklük ve İlişkiler
Sosyal Baskıyla Başa Çıkmak
İçe dönük kişiler üzerinde “biraz açıl”, “daha sosyal ol”, “çok sessizsin” gibi küçük ama aşındırıcı bir baskı birikebilir. Bu baskıyla başa çıkmanın en sağlıklı yolu, kişiliğinizi savunmaya çalışmaktan çok ihtiyacınızı net söylemektir. “Kalabalıkta zorlanıyorum” demek yerine “iki saat sonra yoruluyorum, sonra yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorum” demek daha açıklayıcıdır. Bu öneri, içe dönüklüğün enerji ve uyarım farkıyla ilişkili olduğuna dair araştırmalardan çıkan pratik bir sonuçtur.
Format seçmek de önemlidir. Her sosyal temas aynı değildir. Telefon yerine yürüyüşte konuşmak, kalabalık kutlama yerine küçük buluşma planlamak, açık uçlu networking yerine önceden belirlenmiş bire bir görüşme istemek çoğu içe dönük için daha sürdürülebilir olabilir. Bunu “kaçınma” olarak görmek ve değerlendirmej yerine ihtiyaca uygun biçimde akıllı düzenleme olarak görebiliriz.
İş Hayatında İçe Dönük Olmak
İçe dönük iş hayatı, sanıldığı kadar dezavantajlı olmak zorunda değildir. Özellikle derin odak, dikkatli hazırlık, yazılı ifade, analitik düşünme, bire bir iletişim ve dikkatli dinleme gerektiren rollerde içe dönükler güçlü performans gösterebilir. Üstelik liderlik araştırmaları, proaktif ekiplerde daha az dışadönük liderlerin fikir toplamaya daha açık olduğunu gösteriyor.
İş yerindeki asıl tuzak, performansla görünürlüğü karıştırmaktır. Çok konuşmak bazen katkı gibi görünür. Toplantıda daha az ama daha derli toplu konuşmak, satışta daha çok dinlemek, yönetimde daha çok alan açmak birçok durumda avantaj sağlar. Grant’in ambivertlik çalışması da bu denge fikrini desteklemektedir.
Dışa Dönük Biriyle İlişki: Farklılıkları Yönetmek
İçe dönük ve dışa dönük birinin ilişkisi gayet iyi yürüyebilir. Çatışma tempo farkından zaman zaman çıkabilir. Biri hafta sonunu insanlarla dolu geçirmek isterken, diğeri öğleden sonra perdeleri kapatıp sessizlik isteyebilir. Buradaki fark, ritim farkıdır. Araştırmalar da introversiyon-ekstraversiyon ayrımını tam olarak bu eksende, yani enerji toplama ve uyarılma tercihleri üzerinden tarif eder.
İlişkide kritik nokta, karşı tarafın ihtiyacını karakter kusuru gibi okumamaktır. Dışa dönük partner “neden gelmek istemiyorsun, beni mi sevmiyorsun?” diye sorabilir. İçe dönük partner de “neden hep bir şey planlıyorsun, hiç duramıyor musun?” diye çıkışabilir. Oysa daha doğru soru şudur: “Birlikte olmaya devam ederken ikimizin de pili nasıl bitmez?” Bu, romantik değil ama evliliği kurtarabilecek kadar işe yarar bir sorudur.
Sınır Koymak ve “Hayır” Diyebilmek
Sınır koymak, içe dönükler için lüks değil enerji hijyenidir. Uzun bir iş gününden sonra mecburi sosyalleşme, kalabalık aile buluşmaları, hazırlıksız telefon aramaları ya da her şeyin anlık cevap beklediği iletişim biçimleri zihinsel yükü hızla artırabilir. Bu nedenle “bugün gelemem”, “yarın konuşalım”, “biraz yalnız kalmam lazım” cümleleri soğukluk değil öz-düzenlemedir. Bunun karşı tarafa da dinlenme ihtiyacı olarak açıklanması, karşılıklı iletişimi ve ihtiyaçları netleştirecektir.
İçe Dönük Biri Olarak Kendinizle Barışmak
Kendinizi Değiştirmeye Çalışmanın Bedeli
Burada ince bir nokta var. Araştırmalar, daha dışa dönük davranmanın kısa vadede daha yüksek olumlu duygu durumu yaratabildiğini gösteriyor. Yani gerektiğinde daha girişken davranmak bazen iyi hissettirebilir. Fakat başka çalışmalar, daha sosyal davranışın birkaç saat sonra yorgunlukla ilişkili olabileceğini de gösteriyor. Demek ki “arada esnemek” başka şey, “sürekli rol yapmak” başka şey.
Bu yüzden içe dönük birinin kendini daha uzun süre sosyalleşmek, daha dışa dönük olmak gibi değişikliklere gitmesi ile kendini tamamen değiştirmeye çalışması aynı şey değildir. Sunum becerisi geliştirmek, toplantıda söz almak, yeni insanlarla konuşmayı öğrenmek faydalı olabilir. Ama bunu sürekli bir performans baskısına çevirmek, uzun vadede tükenme riski yaratabilir. Tüm alışkanlıklara karşı savaş açmanın faturası çoğu zaman yorgunluk, yabancılaşma ve kendini yetersiz hissetme olur.
Güçlü Yanlarınızı Keşfetmek
İçe dönüklerin güçlü yanlarını tanıma, “eksik hissetme” döngüsünü kırabilir. Dikkatli dinlemek, daha iyi soru sormak, düşünmeden konuşmamak, bire bir bağ kurmak, hazırlıklı çalışmak, derin odak kurabilmek ve başkasına alan tanımak ciddi avantajlardır. Liderlik araştırmaları da, özellikle fikir üreten ve inisiyatif alan ekiplerde bu tarzın değer taşıdığını gösteriyor.
Buradaki amaç içe dönüklüğü romantikleştirmek değil. Her kişilik stilinin zor yanları vardır. Ama güçlü tarafı görmeden yalnızca eksiği konuşmak, dengeyi bozar. Kendinize dair daha adil bir ölçek kullanmanız gerekir.
İçe Dönüklüğü Kabullenmek: Özgüven ve Kimlik
Lawn ve arkadaşlarının çalışması, dışadönüklüğün kültürel ideal ve sosyal beklenti haline geldiği bağlamlarda içe dönük kişilerin kendilerini daha “eksik” hissetmelerinin, özgünlük ve iyi oluş üzerinde etkili olabildiğini gösterdi. Aynı çalışma, kişinin kendi içe dönüklüğünü daha kabul edici biçimde değerlendirmesinin özgünlük ve iyi oluş açısından fark yaratabildiğini düşündürüyor. Dolayısıyla kendilik algısının iyi olması ve kendi özelliklerinizi benimsemek koruyucu bir özellik olmaktadır.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Eğer sosyal ortamlarda yoğun endişe yaşıyorsanız, eleştirilmekten aşırı çekiniyorsanız, uzun süredir kaçınıyorsanız, panik benzeri belirtiler yaşıyorsanız ya da iş, okul ve ilişkiler belirgin biçimde bozuluyorsa profesyonel destek alma zamanı gelmiş olabilir. Uzmanlar, sosyal kaygı bozukluğunda belirtilerin günlük yaşamı bozabildiğini ve en az altı ay sürmesinin tanı açısından önemli olduğunu vurgular. Bu belirtiler hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa yardım aramanız önerilir.
Terapi, içe dönüklüğü “düzeltmek” için değil; utangaçlık, sosyal kaygı, özsaygı sorunları, tükenme, sınır koyma güçlüğü ya da ilişki çatışmaları gibi alanlarda destek olmak için değerlidir. Kısacası destek almanız gerekiyorsa, nedeni kişiliğiniz değil yaşadığınız aksaklıklar olur.
Sıkça Sorulan Sorular
İçe dönük biri dışa dönük olabilir mi?
Bir içe dönük kişi belli durumlarda dışa dönük davranışlar öğrenebilir ve uygulayabilir. Toplantıda söz almak, sunum yapmak, yeni bir çevreye girmek, network kurmak mümkündür. Fakat bu, kişilik yapısının bir gecede tamamen değiştiği anlamına gelmez. Araştırmalar kişilik özelliklerinin görece stabil olduğunu, yine de yaşam boyunca belli ölçüde değişim gösterebildiğini ortaya koyuyor. Daha doğru ifade şu olur: İçe dönük biri daha dışa dönük davranabilir.
İçe dönüklük genetik midir?
Kısmen evet. Davranış genetiği meta-analizleri, kişilik özelliklerinin anlamlı bir kalıtımsal bileşeni olduğunu; Big Five özelliklerinde kalıtılabilirlik tahminlerinin kabaca yüzde 31 ile yüzde 41 arasında değiştiğini bildiriyor. Yine de genetik kader değildir. Güncel genetik derlemeler, kişiliğin çok sayıda küçük etkili genetik katkı ile çevresel deneyimlerin etkileşimi içinde şekillendiğini vurgular.
Ambivert ne demek?
Ambivert, içe dönüklük ile dışa dönüklük arasında orta bölgede yer alan ve bağlama göre hem sosyal canlılıktan hem de yalnızlıktan beslenebilen kişileri anlatan yaygın bir terimdir. Cleveland Clinic, ambivertleri iki uca da esneklik gösterebilen kişiler olarak tanımlar. Adam Grant’in satış çalışması da orta düzey dışadönüklüğe sahip kişilerin belirli görevlerde avantaj sağlayabildiğini göstererek bu fikri destekler.
İçe dönük biri terapiye gitmeli mi?
İsterse elbette gidebilir. Kendini tanımak, sınır koymayı öğrenmek, ilişki örüntülerini anlamak, sosyal baskıyla baş etmek ve iş yaşamında daha sağlıklı denge kurmak için de insanlar terapiye gidilebilir. Klinik gereklilik ise korku, kaçınma, işlev kaybı, yoğun kaygı veya eşlik eden başka belirtiler olduğunda daha belirgin hale gelir. Yani terapiye gitmek için “dışa dönük olamamış olmak” gibi bir gerekçe yok; yaşadığınız zorluk yeterlidir.
Fuat Can Çalışkan
Uzman Psikolojik Danışman
Kurum Müdürü
Kaynakça
Bacanlı, H., İlhan, T., & Aslan, S. (2009). Beş faktör kuramına dayalı bir kişilik ölçeğinin geliştirilmesi: Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT). Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 7(2), 261–279.
Basım, H. N., Çetin, F., & Tabak, A. (2009). Beş faktör kişilik özelliklerinin kişilerarası çatışma çözme yaklaşımlarıyla ilişkisi. Türk Psikoloji Dergisi, 24(63), 20–34.
Cabello, R., & Fernández-Berrocal, P. (2015). Under which conditions can introverts achieve happiness? Mediation and moderation effects of the quality of social relationships and emotion regulation ability on happiness. PeerJ, 3, Article e1300. https://doi.org/10.7717/peerj.1300
Doğan, T. (2013). Beş faktör kişilik özellikleri ve öznel iyi oluş. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 14(1), 56–64.
Grant, A. M. (2013). Rethinking the extraverted sales ideal: The ambivert advantage. Psychological Science, 24(6), 1024–1030. https://doi.org/10.1177/0956797612463706
Grant, A. M., Gino, F., & Hofmann, D. A. (2011). Reversing the extraverted leadership advantage: The role of employee proactivity. Academy of Management Journal, 54(3), 528–550. https://doi.org/10.5465/amj.2011.61968043
Horzum, M. B., Ayas, T., & Padır, M. A. (2017). Beş Faktör Kişilik Ölçeğinin Türk kültürüne uyarlanması. Sakarya University Journal of Education, 7(2), 398–408. https://doi.org/10.19126/suje.298430
Jacques-Hamilton, R., Sun, J., & Smillie, L. D. (2019). Costs and benefits of acting extraverted: A randomized controlled trial. Journal of Experimental Psychology: General, 148(9), 1538–1556. https://doi.org/10.1037/xge0000516
Kotov, R., Gamez, W., Schmidt, F., & Watson, D. (2010). Linking “big” personality traits to anxiety, depressive, and substance use disorders: A meta-analysis. Psychological Bulletin, 136(5), 768–821. https://doi.org/10.1037/a0020327
Lawn, R. B., Slemp, G. R., & Vella-Brodrick, D. A. (2019). Quiet flourishing: The authenticity and well-being of trait introverts living in the West depends on extraversion-deficit beliefs. Journal of Happiness Studies, 20(7), 2055–2075. https://doi.org/10.1007/s10902-018-0037-5
Leikas, S., & Ilmarinen, V.-J. (2017). Happy now, tired later? Extraverted and conscientious behavior are related to immediate mood gains, but to later fatigue. Journal of Personality, 85(5), 603–615. https://doi.org/10.1111/jopy.12264
Margolis, S., & Lyubomirsky, S. (2020). Experimental manipulation of extraverted and introverted behavior and its effects on well-being. Journal of Experimental Psychology: General, 149(4), 719–731. https://doi.org/10.1037/xge0000668
Noyan, H., & Sertel Berk, H. Ö. (2007). Ergenlerde sosyal fobi, içe ve dışa dönük kişilik özellikleri ve okul başarı durumu. Psikoloji Çalışmaları, 27, 31–50.
Oerlemans, W. G. M., & Bakker, A. B. (2014). Why extraverts are happier: A day reconstruction study. Journal of Research in Personality, 50, 11–22. https://doi.org/10.1016/j.jrp.2014.02.001
Roberts, B. W., Walton, K. E., & Viechtbauer, W. (2006). Patterns of mean-level change in personality traits across the life course: A meta-analysis of longitudinal studies. Psychological Bulletin, 132(1), 1–25. https://doi.org/10.1037/0033-2909.132.1.1
Smillie, L. D., Cooper, A. J., Wilt, J., & Revelle, W. (2012). Do extraverts get more bang for the buck? Refining the affective-reactivity hypothesis of extraversion. Journal of Personality and Social Psychology, 103(2), 306–326. https://doi.org/10.1037/a0028372
Soto, C. J., & John, O. P. (2017). The next Big Five Inventory (BFI-2): Developing and assessing a hierarchical model with 15 facets to enhance bandwidth, fidelity, and predictive power. Journal of Personality and Social Psychology, 113(1), 117–143. https://doi.org/10.1037/pspp0000096
Tuovinen, S., Tang, X., & Salmela-Aro, K. (2020). Introversion and social engagement: Scale validation, their interaction, and positive association with self-esteem. Frontiers in Psychology, 11, Article 590748. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2020.590748
Vukasović, T., & Bratko, D. (2015). Heritability of personality: A meta-analysis of behavior genetic studies. Psychological Bulletin, 141(4), 769–785. https://doi.org/10.1037/bul0000017
Zelenski, J. M., Whelan, D. C., Nealis, L. J., Besner, C. M., Santoro, M. S., & Wynn, J. E. (2013). Personality and affective forecasting: Trait introverts underpredict the hedonic benefits of acting extraverted. Journal of Personality and Social Psychology, 104(6), 1092–1108. https://doi.org/10.1037/a0032281
Diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir: Sosyal Beceriler Nedir ve Neden Önemlidir? | Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) | Özsaygı Nedir? Kendine Değer Vermenin Temeli