Psikoterapide İlk Adım: Terapist Nasıl Seçilir?

Terapist nasıl seçilir? Bu soru, terapiye başlamanın en kritik kısmı. Çünkü iyi bir terapi deneyimi çoğu zaman “bir uzmana gitmekten” çok, doğru uzmanla ve doğru çerçevede işe başlamaya bağlıdır. Günlük dilde “terapist” tek bir kelime gibi kullanılsa da Türkiye’de psikolog, klinik psikolog, psikiyatrist ve psikoterapist ayrımı kâğıt üzerinde de pratikte de önem taşır. Türk Psikologlar Derneği, bir kişinin psikolog olduğunun lisans diplomasıyla, klinik psikolog olduğunun yüksek lisans diplomasıyla doğrulanabileceğini; psikoterapi uygulaması içinse ilgili eğitim ve sertifikaların ayrıca sorulması gerektiğini açıkça belirtir.

Bu yazı, “psikolog nasıl seçilir”, “terapiste nasıl gidilir”, “ilk terapi seansı nasıl geçer”, “online terapi mi yüz yüze mi” ve “SGK psikolog karşılar mı” gibi en çok aranan sorulara tek bir çerçeve içinde yanıt vermek için hazırlandı. Kısa ve hızlı yanıt şu: unvana değil, unvanı belgeleyen eğitime; genel vaatlere değil, sizin çalışmak istediğiniz konuyla eşleşen deneyime; moda akımlara değil, yöntemin size nasıl açıklanabildiğine; CV’ye değil, kurulan güven ilişkisine bakın. Terapötik ittifakın tedavi sonucunu öngören güçlü bir değişken olması da bunu destekliyor. 

Bir güvenlik notu da baştan dursun: Kendine zarar verme düşüncesi, başkasına zarar verme riski, mani, akut psikotik belirtiler ya da ciddi kriz tablosu varsa mesele “hangi terapist bana daha sıcak geldi?” aşamasında değildir. Bu durumda acil destek önceliklidir; 112 Acil devreye girmeli, gerekiyorsa psikiyatrik değerlendirme bekletilmemelidir. Randevu süreçleri için de MHRS kullanılabilir. 

İçindekiler

  1. Terapist Nedir ve Ne İş Yapar?
  2. Terapist Kimler İçin Uygundur?
  3. Terapiye İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler
  4. Terapist Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
  5. İlk Seansta Ne Olur?
  6. Terapist ile Uyum ve Terapötik İttifak Neden Önemlidir?
  7. Terapiye Devam Etmek: Süreç Nasıl İşler?
  8. Sıkça Sorulan Sorular
  9. Kaynakça

Terapist Nedir ve Ne İş Yapar?

Psikolog, Psikiyatrist ve Psikoterapist Arasındaki Fark

Psikolog, psikoloji lisans eğitimi almış uzmandır. Klinik psikolog ise bu lisansın üzerine klinik psikoloji alanında ileri eğitim almış kişidir. Türk Psikologlar Derneği, “klinik psikolog” ile “psikoterapist” unvanlarının birbirinin yerine kullanılmaması gerektiğini özellikle vurgular: Klinik psikolog olmak, otomatik olarak her terapi yönteminde yetkin olmak anlamına gelmez; psikoterapist ifadesi, terapi eğitimi ve süpervizyon süreçleriyle kazanılan ek bir uygulama yeterliğini anlatır. Psikiyatrist ise tıp eğitimi ve psikiyatri uzmanlığı olan hekimdir; psikiyatri, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanımıyla tıbbi bir uzmanlık alanıdır ve psikiyatristler aldığı psikoterapi eğitime uygun şekilde psikoterapi uygulayabildiği gibi ilaç da yazabilir. 

Terapist seçerken “uzman” kelimesine bakmak yetmez; lisans, yüksek lisans, uzmanlık alanı ve terapi eğitimleri sorulmalıdır. Kartvizitte unvan çok olabiliyor ama mezun olduğu bölüm ve üniversitenin verdiği eğitim önem taşımaktadır uzman seçiminde.

Terapist Kimler İçin Uygundur?

Psikoterapi, “çok hasta” olanlar için ayrılmış bir hizmet değildir. Amerikan Psikiyatri Birliği psikoterapiyi, çok geniş bir ruh sağlığı sorunu ve duygusal güçlük yelpazesinde işe yarayabilen bir tedavi biçimi olarak tanımlar. Dünya Sağlık Örgütü de psikolojik müdahalelerin özellikle depresyon ve anksiyete gibi birçok durumda etkili olabileceğini belirtir. Yani terapi; tanı almış bir ruhsal bozukluk, ilişki sorunu, yas, tükenmişlik, travma sonrası zorlanma, öfke düzenleme güçlüğü, tekrar eden ilişki döngüleri ya da “neden böyle hissediyorum?” sorusuna takılı kalma gibi birçok nedenle gündeme gelebilir. 

Buradaki kilit nokta, ihtiyacınızın türünü doğru eşleştirmektir. İlişki sorunları için çift terapisi eğitimi olan biri, travma öyküsü için travma odaklı çalışan biri, çocuk için çocuk-ergen alanında çalışan biri, ilaç değerlendirmesi ya da tıbbi ayırıcı tanı gerekiyorsa psikiyatrist daha uygun olabilir. “İyi terapist” tek başına yeterli bir kategori değildir; “benim ihtiyacıma uygun terapist” daha doğru bir ifadedir. 

Terapiye İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü, ağır ya da rahatsız edici belirtiler iki hafta veya daha uzun sürüyorsa profesyonel yardım alınmasını önerir. Bu belirtiler arasında uyku güçlüğü, iştahta değişiklik, sabah yataktan çıkmakta zorlanma, odaklanma güçlüğü, normalde zevk veren şeylere ilginin azalması, gündelik işleri sürdürememe, huzursuzluk ve irritabilite sayılır. Bu liste bir tanı koymaz; ama “psikoloğa ne zaman gidilir?” sorusuna makul bir eşik verir. 

Eğer tabloya intihar düşüncesi, kendine zarar verme riski, mani, akut psikotik dönem, ciddi ajitasyon ya da başkasına zarar verme riski ekleniyorsa, ilk adres terapi araştırması değil acil ve/veya psikiyatrik değerlendirmedir. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin rehberi bu tür durumları yüksek güvenlik gerektiren tablolar arasında sayar; Sağlık Bakanlığı da acil durumda 112’nin devreye girdiğini belirtir. 

Terapist Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Uzmanlık Alanı ve Eğitim Geçmişi

Terapist nasıl seçilir sorusunun ilk filtresi eğitimdir. Türk Psikologlar Derneği, kişiden lisans ve yüksek lisans diplomalarını, ayrıca psikoterapi için gerekli eğitim sertifikalarını istemenin uygun olduğunu söyler. Uzmanlar, terapi seçerken terapistin mesleki üyeliklerini, deneyimini ve niteliklerini sormanızı önerir. Ruhsatlı bir sağlık meslek hizmet birimindeyse bu belgelerin görünür yerde olması zaten mevzuat gereğidir. 

Burada bakmanız gereken, “kaç yıllık?” sorusundan daha fazlasıdır. Travma, OKB, yeme bozukluğu, çift çatışması, çocuk-ergen, bağımlılık, yas ya da kişilik örüntüleri gibi alanlar aynı sınıfa girmez. Terapistin sizin getirdiğiniz meseleyle hangi sıklıkta çalıştığını, hangi eğitimleri aldığını ve hangi durumlarda başka uzmana yönlendirme yaptığını sormak gerekir. İyi uzman her soruya “bende” demez; bazı sorularda “burası psikiyatriyle birlikte yürümeli” ya da “bu alan benim çekirdek uzmanlığım değil” diyebilir. Genellikle güven veren cevap da budur. 

Terapi Yöntemi Uyumu: BDT, EMDR, Psikanaliz…

Terapi yöntemi seçimi, jargon yarışı değildir. BDT, sözlük tanımıyla düşünce ve davranış örüntülerini daha işlevsel hale getirmeye çalışan, görece yapılandırılmış bir konuşma terapisidir ve birçok ruh sağlığı sorununda kullanılır. EMDR ise Amerikan Psikoloji Birliği’ne göre özellikle travmatik yaşantılarla ilişkili sıkıntılara odaklanan yapılandırılmış bir psikoterapidir; araştırmalarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) için güçlü araştırma sonuçlarına sahip seçeneklerden biri olarak geçer. Psikodinamik/psikanalitik yönelimler ise daha çok tekrar eden ilişki örüntülerini, erken deneyimlerin bugüne etkisini ve bilinçdışı süreçleri anlamaya odaklanır. 

Yine de yöntemin adı, tek başına sonucu garanti etmez. Araştırmalar, terapistle kurduğunuz ilişkinin çoğu zaman kullanılan yaklaşımdan daha önemli olduğunu söyler. Terapötik ittifaka ilişkin kapsamlı derleme de bu ilişkinin hem yüz yüze hem çevrim içi terapide tedavi sonucunun güçlü bir yordayıcısı olduğunu gösterir. En pratik ölçüt şu olabilir: Terapist size kullandığı yöntemi düz Türkçe ile anlatabiliyor mu, neyi neden önerdiğini açıklayabiliyor mu ve sizin hedefinizle bunu makul biçimde eşleştirebiliyor mu? Anlatamıyorsa, yöntem doğru olsa bile çerçeve eksik demektir. 

Online mı, Yüz Yüze mi?

“Online terapi mi yüz yüze mi?” sorusunun tek bir doğru cevabı yok. Amerikan Psikoloji Birliği, telefon veya video ile yürütülen teleterapinin birçok durumda yüz yüze terapiye benzer sonuçlar verebildiğini belirtir. Araştırmalar, dijital platformlardan verilen psikolojik tedavilerin erişimi artırabildiğini, fakat bunun bir tercih meselesi olduğunu vurgular; bazı kişiler çevrim içi formatta daha rahat açılırken, bazıları aynı odayı paylaşmayı daha güvenli bulur. 

Kararı verirken pratik ve klinik iki ölçüt kullanın. Pratik ölçütler: mahrem bir alanınız var mı, bağlantınız stabil mi, ev ortamında bölünme riski yüksek mi, düzenli katılım mümkün mü? Klinik ölçütler: yoğun kriz yaşanıyor mu, sözel olmayan ipuçlarının ayrıntılı gözlenmesi gerekiyor mu, çocukla oyun temelli çalışma mı yapılacak, eşzamanlı psikiyatrik değerlendirme ihtiyacı yüksek mi? Türk Psikologlar Derneği etik yönetmeliği, geleneksel olmayan terapi ortamlarının yüz yüze terapide beklenmeyen riskler taşıyabileceğini; etik çerçeve korunamıyorsa bu ortamda hizmet verilmemesi gerektiğini söyler. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin telepsikiyatri rehberi de acil durumlarda olağan, erişilebilir yüz yüze hizmetin öncelikli tercih edilmesini önerir; ayrıca ilk seans öncesinde kimlik ve diploma bilgisinin paylaşılmasını, kayıt ve güvenlik konularının netleştirilmesini ister. 

Ücret ve Seans Sıklığı

Terapiye nasıl başlanır sorusunun en az romantik ama en gerçek kısmı burası: ücret, seans süresi, sıklık ve iptal koşulu. TPD etik yönetmeliği, psikoloğun çalışma öncesinde maddi koşulları açıklamasını ve danışanı olabildiğince erken süreç, ücret, üçüncü kişiler ve gizlilik sınırları konusunda bilgilendirmesini zorunlu görür. Danışmanlık seansları çoğu zaman 45-50 dakika sürer, bireysel seanslar genellikle haftalık başlar, sonra ihtiyaca göre seyreltilir. 

Türkiye’de özel terapi için bağlayıcı tek bir ulusal seans tarifesi yoktur; fiyatlar uzmanlık, şehir, seans tipi ve platforma göre ciddi biçimde değişmektedir. Bu yüzden ilk görüşmeden önce şu dört bilgiyi teyit etmek önemlidir: seans süresi, ücret, iptal/erteleme politikası ve önerilen başlangıç sıklığı. Daha düşük maliyetli seçenekler için kamu hastaneleri, üniversite klinikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri de alternatif seçenek olarak düşünülebilir. 

İlk Seansta Ne Olur?

Terapist Sizi Nasıl Değerlendirir?

İlk terapi seansı nasıl geçer? Çoğu zaman beklenenden daha sade geçer. İlk seans, terapistle aynı odada ya da ekranda nasıl hissettiğinizi anlamak, onun nasıl çalıştığını görmek ve birlikte çalışmanın uygun olup olmadığını değerlendirmek için bir fırsattır. Terapi uzmanı, sizi getiren ana meseleyi, bunun ne kadar süredir sürdüğünü, gündelik hayatı nasıl etkilediğini ve nasıl bir yardım umduğunuzu anlamaya çalışır; kimi zaman bir değerlendirme formu da doldurulur. 

Bu görüşme genellikle her şeyi ilk günden anlatmak zorunda olduğunuz bir “itiraf odası” değildir. Uzmanlar, ilk seansın bunaltıcı gelebileceğini; bunun normal olduğunu ve aklınıza takılan her şeyi sorma hakkınız bulunduğunu belirtir. İlk görüşmede terapist bazen geçmiş yardım deneyimlerini, sağlık geçmişini, çalıştığınız hedefleri ve güvenlik açısından önemli olabilecek riskleri anlamaya çalışır. Gerekli olduğunda bu değerlendirme birkaç seansa da yayılabilir. 

İlk Seansta Sorulabilecek Sorular

İlk görüşmede pasif kalmanız gerekmiyor. Uzmanlar, bir uzmanın size uygun olup olmadığını anlamak için soru listesi hazırlamanın iyi bir yöntem olduğunu söyler. “Benim başvurduğum konuya ne kadar sık çalışıyorsunuz?”, “Genelde bu sorun için nasıl bir yol izliyorsunuz?”, “Tahminen ne kadar süre çalışmayı öngörürsünüz?”, “Ücret ve iptal koşulları nedir?” ve “Gizliliğin sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor?” gibi sorular gayet yerindedir. 

Bir uzmanın yaklaşımını anlatırken savrulmadan, aforizma üretmeden ve sizi küçümsemeden konuşabilmesi başlı başına iyi bir işarettir. 

Doğru terapisti bulamadım hissi normal mi?

Evet, normal. Uzmanlar, terapiye başlarken “acaba bana iyi gelir mi?” belirsizliğinin çok yaygın olduğunu söyler. İlk seansın tam olarak bunun için var olduğunu belirtir: nasıl hissettiğinizi görmek, terapistin çalışma biçimini anlamak ve birlikte işleyip işlemeyeceğine bakmak. İlk görüşmede biraz gergin, mesafeli ya da kararsız hissetmek sorun değildir. 

Kritik ayrım şu: Gerginlik başka şeydir, güvensizlik başka şey. İlkinde yeni bir ortama alışıyorsunuzdur; ikincisinde ise anlaşılmamış, küçümsenmiş, aceleye getirilmiş ya da sınırlar çizilmemiş hissedersiniz. İyi terapötik ilişki, kendinizi güvende, yargılanmadan, duyulmuş ve anlaşılmış hissettirmelidir. Bu hissin hiç oluşmaması, “bende problem var” demek değildir; bazen mesele gerçekten uyumdur. 

Terapist ile Uyum ve Terapötik İttifak Neden Önemlidir?

“Terapötik ittifak nedir?” En yalın haliyle, terapist ile danışan arasında kurulan çalışma ilişkisi. İçinde güven, ortak hedef duygusu, yönteme dair iş birliği ve sizin ihtiyaçlarınızın gerçekten görüldüğü hissi var. Yayımlanan sistematik derleme, terapötik ittifakın hem yüz yüze hem çevrim içi psikoterapide tedavi sonucunun güçlü ve kuramlar üstü bir yordayıcısı olduğunu, sonuçları yüzde 30’a yakın düzeyde etkilediğini özetliyor. Bu terapi gibi çok etkenli bir süreçte ciddiye alınacak bir rakamdır. 

Bu yüzden terapist seçerken “çok eğitimli” ile “benimle çalışabilir” aynı şey değildir. Uzmanlar, terapistle kurduğunuz ilişkinin çoğu zaman yaklaşımın kendisinden daha önemli olabildiğini belirtir. Başka bir ifadeyle, yöntem menüsü zengin olabilir; fakat siz o masada rahat oturamıyorsanız o menü pek işe yaramaz. 

Kendinizi Güvende Hissetmiyorsanız Ne Yapmalısınız?

Güven, terapi sürecinde lüks değil zemindir. TPD etik yönetmeliği, psikoloğun gizliliği korumasını, gizliliğin sınırlarını ilişkinin başında açıklamasını, ses ve görüntü kaydı için izin almasını, yanıltıcı bilgi vermemesini ve maddi koşulları baştan paylaşmasını zorunlu sayar. Çevrim içi görüşmelerde de kayıt, güvenlik ve üçüncü kişilerin erişim riski ayrıca ele alınmalıdır. 

Kendinizi güvende hissetmiyorsanız önce bunu söyleyebilirsiniz: “Bu hız bana fazla geliyor”, “Bu soru için henüz hazır değilim”, “Gizlilik sınırlarını tekrar konuşmak istiyorum” ya da “Bu yaklaşım bana uymuyor” cümleleri meşrudur. Buna rağmen sınırlar belirsiz kalıyor, uzman savunmaya geçiyor, size baskı kuruyor, uygunsuz kişisel yakınlık geliştiriyor ya da temel etik çerçeveyi netleştirmiyorsa, süreci durdurmak ve başka uzmana geçmek yerinde olur. Etik ihlal şüphesinde TPD yalnızca üyeleri hakkında işlem yapabildiğini, bunun yanında il sağlık müdürlükleri ve savcılıklara başvurunun da uygun olacağını belirtir. 

Terapisti Değiştirmek Başarısızlık mı?

Hayır. Terapisti değiştirmek, çoğu zaman terapiyi ciddiye almak demektir. Uzmanlar, ilk seansların tam da birlikte çalışmanın uygunluğunu anlamak için olduğunu söyler; terapi beklenen katkıyı sunmuyorsa bunu konuşmanın ve başka seçenekleri değerlendirmenin yerinde olduğunu vurgular. Uyum yoksa, yöntem uygun değilse ya da ihtiyaçlarınız değiştiyse terapist değiştirmek sürecin doğal bir parçası olabilir. 

Üstelik bu karar bazen klinik olarak daha doğrudur. Travma için geldiyseniz ve uzman daha çok destekleyici görüşme yapıyor ama travma odaklı çalışmıyorsa; çift terapisine ihtiyaç duyuyorsanız ama bireysel terapide dönüp duruyorsanız; tıbbi değerlendirme gerekirken terapiyle oyalandıysanız değiştirmek “sabırsızlık” değil, uygun değişikliği yapmak olarak görülebilir. 

Terapiye Devam Etmek: Süreç Nasıl İşler?

Kaç Seans Gerekir?

“Terapi kaç seans sürer?” sorusunun cevabı: soruna, hedefe, yönteme ve seanslar arasında neler olduğuna göre değişir. APA’nın hasta ve aileler için hazırladığı bilgi sayfası, ortalamada 15–20 seans sonunda hastaların yaklaşık yarısında belirgin iyileşme görüldüğünü aktarır. Amerikan Psikiyatri Birliği ise psikoterapinin kısa süreli de olabileceğini, daha yerleşik ve karmaşık sorunlarda aylar ya da yıllar sürebileceğini belirtir.

Bu yüzden süre sorusunu, “toplam kaç?” diye değil, “ilk faz için nasıl bir plan öngörüyorsunuz?” diye sormak daha işlevseldir. Anksiyete, belirli fobiler, yas ya da tekil bir kriz için daha odaklı ve kısa planlar mümkün olabilir; travma, kişilik örüntüleri, kronik ilişki sorunları ve çocukluk temalı tekrarlar ise daha uzun bir çalışma gerektirebilir. 

Terapi Sonuçları Ne Zaman Görülür?

Terapi sonuçları bazen dramatik bir “aydınlanma” olarak değil, daha sıradan ama daha önemli değişikliklerle görünür: biraz daha iyi uyumak, tetiklenince daha geç patlamak, kaçınma davranışının azalması, iç sesin yumuşaması, ilişkide aynı döngüyü daha erken fark etmek gibi. APA ve APA’nın hasta bilgilendirmeleri, değişimin bazı kişilerde daha kısa sürede başlayabildiğini; ancak uzun süredir devam eden ve daha karmaşık meselelerde daha uzun bir sürece ihtiyaç olabildiğini belirtir. Travma odaklı EMDR için de bazı kılavuzlarda birkaç ay içinde etki gösteren yapılandırılmış uygulamalar tanımlanır. 

Eğer birkaç seans sonra hiçbir şeyin konuşulmadığını, hedefin belirsiz kaldığını ya da aynı yerde döndüğünüzü hissediyorsanız bunu saklamayın. Gerekirse formülasyon gözden geçirilir, yöntem değiştirilir ya da başka uzmana yönlendirme yapılır. 

Terapiyi Bırakma Kararı Nasıl Verilir?

Terapi ideali, “bir gün gelmemeye karar verdim” şeklinde değil, konuşularak bitirilir. Uzmanlar, terapinin sonlanmasının da sürecin parçası olduğunu ve bunun üzerine plan yapılmasının faydalı olduğunu belirtir. Amerikan Psikiyatri Birliği de hedeflerin, sıklığın ve sürenin terapist ile danışan tarafından birlikte konuşulduğunu vurgular. Yani bırakma kararı çoğu zaman ani değil, gözden geçirilmiş bir karardır. 

Sağlıklı bir kapanışta genellikle şu sorular konuşulur: Başlangıç hedefleri neydi, şimdi neredeyiz, hangi kazanımlar korundu, hangi durumlar tekrar zorlayabilir, gerekirse nasıl geri dönülür? Seansları seyrekleştirerek bitirmek bazı kişiler için işe yarar. Kısacası terapiyi sonlandırmak da terapinin kendisi kadar düşünülmesi gereken bir fazdır. 

Sıkça Sorulan Sorular

Terapiste gitmek için yeterince hasta olmam gerekiyor mu?

Hayır. Uzmanlar, konuşma terapilerine başvurmak için mutlaka tanı almış olmanız gerekmediğini açıkça belirtir. Amerikan Psikiyatri Birliği de psikoterapinin çok geniş bir duygusal güçlük ve ruh sağlığı sorunu yelpazesinde işe yarayabileceğini söyler. Yaşam kaliteniz düştüyse, aynı meseleler dönüp dolaşıp geliyorsa ya da “son bir süredir iyi değilim” cümlesi hayatınızın fon sesi olduysa destek almak için yeterince geçerli bir nedeniniz vardır. Ayrıca günümüzdeki bazı güncel psikoterapi yaklaşımları tanılar üstü yaklaşımları benimser. Kişilerin tanılarına odaklanarak değil, ihtiyaç alanları üzerinden ilerler.

Terapide söylediklerim gizli kalır mı?

Temel kural evet; fakat sınırları vardır. TPD etik yönetmeliğine göre psikolog, hizmet verdiği kişi ve kurumlardan edindiği bilgileri gizli tutmakla yükümlüdür ve bu gizliliğin sınırlarını ilişkinin başında açıklamalıdır. Aynı metin, kişinin kendine ya da başkasına zarar verme riski, çocuk/ergen ya da kendini koruyamayacak kişilere yönelik kötüye kullanım gibi durumlarda gizliliğin mutlak olmadığını belirtir. Çevrim içi görüşmelerde kayıt için karşılıklı izin gerekir. 

Türkiye’de terapist ücretleri ne kadar?

Özel terapi piyasasında tek bir ulusal fiyat skalası bulunmamaktadır; ücretler uzmanın eğitimine, deneyimine, şehre, seansın online ya da yüz yüze oluşuna ve terapi türüne göre değişmektedir. Bu yüzden “terapist ücretleri” sorusuna verilecek en net yanıt, tek bir rakam olmamaktadır. TPD etik yönetmeliği de maddi koşulların çalışma öncesinde ya da başında açıklanmasını zorunlu görür. Ücretsiz ya da düşük maliyetli alternatifler için kamu hastaneleri, üniversite klinikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri değerlendirilebilir. 

SGK terapiyi karşılar mı?

Kısmen ve kuruma göre. SGK, bazı durumlarda bireysel psikoterapi için geri ödeme kalemi bulunur; örnek olarak bu hizmet, resmi psikiyatri dal hastaneleri ve belirli üçüncü basamak resmi sağlık hizmeti sunucuları kapsamında listelenmiştir. SGK ayrıca hekim muayeneleri için katılım payı kurallarını ayrı düzenler. Buradan çıkan pratik sonuç şu: kamu hastanesi veya SGK kapsamında hizmet sunan uygun kurumlarda psikiyatri/psikoterapi hizmetinin bir bölümü geri ödeme çerçevesine girebilir; buna karşılık bağımsız özel ofiste alınan psikolog ya da klinik psikolog seansları için genel ve otomatik bir SGK geri ödeme modeli görünmemektedir. Üstelik Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psikososyal danışmanlık ücretsizdir. Kapsam uygulamada kuruma göre değişebildiği için randevu almadan önce ilgili kurumdan teyit almak en güvenlisidir. 

Fuat Can Çalışkan
Uzman Psikolojik Danışman
Kurum Müdürü

Kaynakça

Carlbring, P., Andersson, G., Cuijpers, P., Riper, H., & Hedman-Lagerlöf, E. (2018). Internet-based vs. face-to-face cognitive behavior therapy for psychiatric and somatic disorders: An updated systematic review and meta-analysis. Cognitive Behaviour Therapy, 47(1), 1-18. https://doi.org/10.1080/16506073.2017.1401115

Constantino, M. J., Vîslă, A., Coyne, A. E., & Boswell, J. F. (2018). A meta-analysis of the association between patients’ early treatment outcome expectation and their posttreatment outcomes. Psychotherapy, 55(4), 473-485. https://doi.org/10.1037/pst0000169

Cuijpers, P., Noma, H., Karyotaki, E., Cipriani, A., Cristea, I. A., & Furukawa, T. A. (2020). A network meta-analysis of the effects of psychotherapies, pharmacotherapies and their combination in the treatment of adult depression. World Psychiatry, 19(1), 92-107. https://doi.org/10.1002/wps.20701

Elliott, R., Bohart, A. C., Watson, J. C., & Murphy, D. (2018). Therapist empathy and client outcome: An updated meta-analysis. Psychotherapy, 55(4), 399-410. https://doi.org/10.1037/pst0000175

Ertürk, H., & Saygılı, S. (2024). Psikoterapi sürecinde bir zorluk olarak terapötik ittifaktaki kırılmalar. FSM İlmi Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 24, 267-298. https://doi.org/10.16947/fsmia.1609856

Fernandez, E., Woldgabreal, Y., Day, A., Pham, T., Gleich, B., & Aboujaoude, E. (2021). Live psychotherapy by video versus in-person: A meta-analysis of efficacy and its relationship to types and targets of treatment. Clinical Psychology & Psychotherapy, 28(6), 1535-1549. https://doi.org/10.1002/cpp.2594

Flückiger, C., Del Re, A. C., Wampold, B. E., & Horvath, A. O. (2018). The alliance in adult psychotherapy: A meta-analytic synthesis. Psychotherapy, 55(4), 316-340. https://doi.org/10.1037/pst0000172

Greenwood, H., Krzyzaniak, N., Peiris, R., Clark, J., Scott, A. M., Cardona, M., & Glasziou, P. (2022). Telehealth versus face-to-face psychotherapy for less common mental health conditions: Systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. JMIR Mental Health, 9(3), Article e31780. https://doi.org/10.2196/31780

Harnett, P., O’Donovan, A., & Lambert, M. J. (2010). The dose response relationship in psychotherapy: Implications for social policy. Clinical Psychologist, 14(2), 39-44. https://doi.org/10.1080/13284207.2010.500309

Hofmann, S. G., Asnaani, A., Vonk, I. J. J., Sawyer, A. T., & Fang, A. (2012). The efficacy of cognitive behavioral therapy: A review of meta-analyses. Cognitive Therapy and Research, 36, 427-440. https://doi.org/10.1007/s10608-012-9476-1

Johns, R. G., Barkham, M., Kellett, S., & Saxon, D. (2019). A systematic review of therapist effects: A critical narrative update and refinement to review. Clinical Psychology Review, 67, 78-93. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2018.08.004

Kaiser, J., Hanschmidt, F., & Kersting, A. (2021). The association between therapeutic alliance and outcome in internet-based psychological interventions: A meta-analysis. Computers in Human Behavior, 114, Article 106512. https://doi.org/10.1016/j.chb.2020.106512

Korkmaz, B., & Şen, G. (2018). Psikoterapistlerin çevrimiçi yürütülen psikoterapilere yönelik algılarına ilişkin bir tematik analiz çalışması. Journal of Clinical Psychology Research, 2(3), 140-152. https://doi.org/10.31828/kpd2602443829092018m000004

Leichsenring, F., & Rabung, S. (2008). Effectiveness of long-term psychodynamic psychotherapy: A meta-analysis. JAMA, 300(13), 1551-1565. https://doi.org/10.1001/jama.300.13.1551

Norcross, J. C., & Wampold, B. E. (2011). Evidence-based therapy relationships: Research conclusions and clinical practices. Psychotherapy, 48(1), 98-102. https://doi.org/10.1037/a0022161

Oktay, S., Merdan-Yıldız, E. D., Karaca Dinç, P., & Erden, G. (2021). Çevrimiçi psikoterapi yöntemlerinin farklı gruplar (yetişkin, çocuk, ergen ve aile) temelinde incelenmesi. Journal of Clinical Psychology Research, 5(3), 304-322. https://doi.org/10.5455/kpd.26024438m000046

Sırmacı, S. (2025). Psikoterapi etkililiğinde ve terapötik ittifakta empatinin rolü: Sistematik bir gözden geçirme. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 8(15), 75-87. https://doi.org/10.56955/bpd.1526849

Swift, J. K., Callahan, J. L., Cooper, M., & Parkin, S. R. (2018). The impact of accommodating client preference in psychotherapy: A meta-analysis. Journal of Clinical Psychology, 74(11), 1924-1937. https://doi.org/10.1002/jclp.22680

Swift, J. K., & Greenberg, R. P. (2012). Premature discontinuation in adult psychotherapy: A meta-analysis. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 80(4), 547-559. https://doi.org/10.1037/a0028226

Tuzgöl, K. (2020). Online psikoterapi ve danışmanlıkta etik. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 3(6), 67-86. https://izlik.org/JA82UT34KA

Diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir: EMDR Nedir? | Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Tedavi Yöntemleri | Bağımlılık Nedir? Belirtileri ve Yardım Alma Zamanı