Yas süreci, sevilen bir kişinin ölümüyle sınırlı olmayan; ayrılık, boşanma, iş kaybı, ev kaybı ya da hayatın düzenini bozan başka büyük değişimlerden sonra ortaya çıkabilen doğal bir uyum tepkisidir. Bu süreç duygusal olduğu kadar bedensel, zihinsel ve sosyal düzeyde de yaşanır; iştah, uyku, enerji, dikkat ve günlük işlevsellik etkilenebilir. Bu yüzden “yas tutmak ne demek?” sorusunun kısa cevabı şudur: Kayıptan sonra dağılan iç düzeni yeniden kurmaya çalışmaktır.
“Kaybın ardından normale dönmek” çoğu zaman eski halinize dönmek anlamına gelmez. Klinik yazında daha gerçekçi çerçeve, akut yasın zamanla daha bütünleşmiş bir yas biçimine evrilmesidir. Kişi kaybettiğini unutmaz; fakat acı her an hayatın direksiyonunda oturmaz. Çoğu insan profesyonel destek almadan zaman içinde uyum sağlayabilir, ancak bir grup kişide yas uzar, ağırlaşır ve gündelik yaşamı belirgin biçimde bozar. İşte bu noktada uzayan yas bozukluğu ya da halk arasında sık kullanılan ifadeyle komplike yas gündeme gelir.
İçindekiler
- Yas Nedir ve Neden Yaşarız?
- Yasın Aşamaları Nelerdir?
- Yas Belirtileri: Bedeniniz ve Zihniniz Ne Yaşar?
- Ne Zaman Normal, Ne Zaman Endişe Verici?
- Yası Sağlıklı Yaşamak: Nelere Dikkat Etmeli?
- Yakınınızın Yasını Desteklemek
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynakça
Yas Nedir ve Neden Yaşarız?
Yas, önemli bir bağın, rolün ya da yaşam düzeninin kaybına verilen psikolojik uyum tepkisidir. Yakın bağlar kimlik, aidiyet, anlam ve günlük ritim duygusunu taşır; bir kayıp olduğunda kişi yalnızca bir insanı değil, çoğu zaman kendi hayatının alıştığı düzenini de kaybeder. Bu nedenle yas, “üzüntü”den daha geniştir; düşünce biçimini, bedeni, ilişki kurma biçimini ve gelecek algısını etkileyebilir.
Yas Sadece Ölüm İçin mi Yaşanır?
Hayır. Güncel klinik kaynaklar, yasın ölüm dışındaki kayıplardan sonra da yaşanabildiğini açıkça belirtir. Bir ilişkinin bitmesi, işin kaybedilmesi, evden ayrılmak zorunda kalmak, sağlık kaybı ya da işlev kaybı gibi durumlar da yas tepkilerini tetikleyebilir. Ölüm kaybı daha görünür olduğu için daha çok konuşulur; ama insan zihni, kendisi için anlamlı olan bir şeyin yokluğu karşısında benzer uyum yükleriyle uğraşır.
Yasın Psikolojik Tanımı
Psikoloji literatüründe yas tutmak, içsel acı ve tepki örüntüsünü, kaybın ardından girilen dönemi, bu acının kültürel ve toplumsal olarak ifade edilme biçimini anlatmak için kullanılır. Başka bir deyişle, yas yaşadığınız şeydir; yas tutma ise bunun zihinsel, duygusal ve sosyal olarak işlenme sürecidir. Bu ayrım bir terminoloji oyunu değildir; çünkü kültür, aile yapısı ve kişisel bağlanma biçimi yasın nasıl yaşandığını doğrudan etkiler.
Yas ile Depresyon Arasındaki Fark
Yas ile depresyon farkı klinikte çok önemlidir; çünkü birbirine benzeyebilirler ama aynı şey değildirler. Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre yasta acı dalgalar halinde gelir ve çoğu zaman kaybedilen kişiye dair olumlu anılarla iç içe geçer. Depresyonda ise çökkünlük ve ilgi kaybı daha süreğen, daha yaygın ve daha yapışkan bir tablo oluşturur. Yas yaşayan kişide benlik saygısı çoğu zaman korunur; majör depresyonda değersizlik, kendinden nefret ve yaygın suçluluk daha belirgindir. Ölüm düşünceleri yasta bazen “ona kavuşma” fantezisi etrafında dönerken, depresyonda yaşamı sonlandırma isteğiyle ilişkili olabilir. Yine de iki durum birlikte görülebilir; bu yüzden değerlendirme önemlidir.
Yasın Aşamaları Nelerdir?
Yas aşamaları fikri yaygın olarak bilinir; fakat aşamaları bir takvim gibi kullanmak yanlıştır. Yas yaygın varsayılanın aksine doğrusal ilerleyen bir süreç değildir. İnsanlar kayıptan sonra belirli temalar yaşayabilir, ancak yasın gerçek akışı çok daha dalgalı ve kişiseldir. Harita işe yarar; rota bire bir aynı olmaz.
Kübler-Ross Modeli ve Beş Aşama
Kübler-Ross modeli, inkâr, öfke, pazarlık, depresif çökkünlük ve kabullenme başlıklarıyla tanınır. Elisabeth Kübler-Ross bu çerçeveyi 1969’da, yaşamı tehdit eden hastalıkla yüzleşen kişilerle yaptığı klinik çalışmalardan hareketle ortaya koymuştur; model daha sonra yas alanına da geniş biçimde uygulanmıştır. Sorun modelin varlığı değil, bazen fazla mekanik okunmasıdır. Kübler-Ross’un kendi vurgusu da modelin katı, evrensel ve doğrusal bir sırayla işlemediği yönündedir.
Her İnsan Aynı Sırayı Takip Eder mi?
Hayır. NHS kaynakları da yasın bu başlıkların hepsini içermek zorunda olmadığını, yaşansa bile belirli bir sıra izlemeyebileceğini belirtir. Kimi insan ilk günlerde işlevsel görünür, sonra çöker; kimi önce öfkelenir, kimi önce uyuşmuş hisseder. Yasta düzen arayan zihin için bu can sıkıcı olabilir, ama klinik gerçeklik budur: Yas çoğu zaman zikzak çizer. Zaten bu yüzden Kübler-Ross modeli işe yaradığı ölçüde bir açıklama aracıdır; sınava hazırlanır gibi ezberlenecek basamak listesi değildir.
Aşamalara Takılıp Kalmak Ne Anlama Gelir?
Bir duygunun tekrar tekrar gelmesi, tek başına “takılıp kaldınız” anlamına gelmez. Öfke, suçluluk, özlem ya da boşluk hissi aylar sonra bile yükselebilir; yıldönümleri ve aile toplantıları bunun klasik tetikleyicileridir. Asıl klinik uyarı işaretleri, esneklik kaybı ve işlev kaybıdır: Uzun süre yoğun özlem, ölüm düşünceleriyle aşırı meşguliyet, kaybı kabul edememe, hatırlatıcılardan belirgin kaçınma, hayatın anlamsız gelmesi, gündelik rollere dönememe ve sosyal çekilme varsa uzayan yas açısından değerlendirme gerekir. Kısacası mesele “hangi aşamadasınız?” değil, “bu durum yaşamı ne kadar etkiliyor?” sorusudur.
Yas Belirtileri: Bedeniniz ve Zihniniz Ne Yaşar?
Yas belirtileri geniş bir yelpazeye yayılır. Bazı insanlar yoğun ağlar, bazıları ilk günlerde tek damla gözyaşı dökmez; bu ikinci grubun “soğuk” olduğu anlamına gelmez, sinir sisteminin bazen frene basma biçimi budur. Yasın iyi ya da kötü yaşanma biçiminden çok, kişide ne kadar sıkışma ve ne kadar işlev kaybı yarattığına bakmak daha doğrudur.
Duygusal Belirtiler
Duygusal belirtiler arasında şok, uyuşma, yoğun üzüntü, ağlama, öfke, suçluluk, çaresizlik, boşluk hissi, özlem ve zihinsel dalgınlık sık görülür. Amerikan Psikologlar Birliği, yasta özlem, ayrılık kaygısı, kafa karışıklığı, geçmişe takılı kalma ve geleceğe dair endişe gibi bileşenlerin yaygın olabileceğini belirtir. Araştırmacılar bu duyguların gün boyu aynı yoğunlukta gitmeyebileceğini, güçlü duyguların beklenmedik biçimde geri dönebileceğini vurgular. Yani “biraz iyiydim, sonra yine çöktüm” cümlesi bozulan iyileşme değil; çoğu zaman yasın doğasıdır.
Fiziksel Belirtiler
Yas, bedende de hissedilir. Resmî sağlık kaynaklarına göre uyku bozuklukları, iştah değişiklikleri, enerji düşüşü, yorgunluk ve bazen genel fiziksel rahatsızlık hissi görülebilir. Araştırmalar, iştah, enerji düzeyi ve uyku örüntüsündeki değişimlere dikkat çeker; fiziksel sorunların ve hastalık hissinin yasın parçası olabileceğini belirtir. Psikolojik acının bedene uğramadan geçeceğini düşünmek, net bir şekilde söylemek gerekirse, sinir sistemini fazla hafife almaktır.
Davranışsal Değişiklikler
Davranışsal düzeyde içe çekilme, sosyal ortamlardan kaçınma, günlük işlerin aksaması, unutkanlık, karar vermede zorlanma ve rutinlerin bozulması görülebilir. Travmatik yas yaşayan kişilerde “sis içinde yürüyor gibi” hissetme, randevu unutma, ayrıntıları hatırlayamama ve işlevsellikte belirgin düşüş daha sık tarif edilir. Bu değişiklikler kısa dönemde şaşırtıcı değildir; fakat uzarsa değerlendirilmelidir.
Ne Zaman Normal, Ne Zaman Endişe Verici?
Yasın “normal” kabul edilen seyrinde acı zamanla daha taşınabilir hale gelir; kişi kötü günler yaşasa da hayatın içine yavaş yavaş geri dönebilir. Endişe verici nokta ise belirgin işlev kaybının sürmesi, günlük yaşama dönememek, yoğun suçluluk ve çaresizlik, kendine zarar verme ya da intihar düşünceleri, madde kullanımına yönelme ve tablonun uzayan yas bozukluğu ölçütlerine yaklaşmasıdır. Araştırmacılar, düşük ruh halinin iki haftadan uzun sürmesi ya da başa çıkmanın iyice zorlaşması halinde profesyonel yardım önerir; acil risk teşkil eden bir durumda ise hemen konu ele alınmalıdır.
Karmaşık Yas Nedir?
“Komplike/Karmaşık yas” terimi uzun süredir uzmanlar ve halk arasında kullanılıyor olsa da güncel tanı sınıflamalarında ise daha çok “uzayan yas bozukluğu” ifadesi öne çıkmaktadır. APA, bu tanının DSM-5-TR’ye 2022’de eklendiğini; daha önce benzer bir yapının araştırma kategorisi olarak ele alındığını belirtiyor. Yani klinik alan şunu söylüyor: Çoğu yas tepkisi doğal ve beklenen bir süreçtir, ama bazı tablolarda yas artık yalnızca ağır değil, aynı zamanda belirgin biçimde işlev bozucu hale gelir. İşlev bozucu olması, günlük hayat akışını uzun süredir bozuyor olması önemli semptomlardandır.
Uzayan Yas Bozukluğu Belirtileri
DSM-5-TR’ye göre erişkinlerde tanı için kaybın üzerinden en az bir yıl, çocuk ve ergenlerde en az altı ay geçmiş olmalıdır. Çekirdek belirtiler yoğun özlem ya da kaybedilene zihinsel takılmadır; buna kimlikte sarsılma, ölüm gerçeğine inanamama, hatırlatıcılardan kaçınma, yoğun duygusal acı, hayata yeniden katılmakta zorlanma, duygusal uyuşma, hayatın anlamsız gelmesi ve yoğun yalnızlık gibi belirtiler eşlik edebilir. ICD-11’de süre eşiği daha kısadır ve en az altı ay olarak tanımlanır; her iki sistem de belirtilerin kültürel ve dinsel normları açık biçimde aşmasını ve işlev kaybı yaratmasını şart koşar.
Travmatik Kayıplar ve Ani Ölümler
Travmatik kayıplar ve ani ölümler yas sürecini daha ağırlaştırabilir. APA, ani ya da doğal olmayan koşullardaki ölümler, travma maruziyeti ve düşük sosyal desteğin uzayan yas için risk etkeni olduğunu belirtir. Güncel meta-analizler de beklenmedik ölüm, şiddet içeren ya da doğal olmayan ölüm, çocuk veya eş kaybı ve düşük sosyoekonomik koşulların riski artırdığını göstermektedir. Özellikle kaybın şok edici, şiddet içeren ya da vedalaşma fırsatı vermeyen biçimde yaşanması, zihnin olayı sindirmesini güçleştirir.
Karmaşık Yasta Profesyonel Destek
Karmaşık yasta profesyonel destek çoğu zaman belirgin fark yaratır. APA’ya göre bilişsel davranışçı terapi bileşenleri içeren yaklaşımlar ve Uzayan Yas Terapisi gibi yas odaklı olarak tasarlanmış müdahaleler etkili bulunmuştur. Destek grupları da sosyal bağlantıyı artırarak izolasyonu azaltabilir. Randomize klinik çalışmalar, uzayan yas için geliştirilen hedefli tedavilerin kişilerarası psikoterapiye göre daha yüksek yanıt oranları üretebildiğini, daha yeni çalışmalarda ise yas odaklı BDT’nin mindfulness temelli bir yaklaşımdan daha güçlü belirti azalması sağlayabildiğini göstermektedir. Önemli not: Yasa özgü belirtileri doğrudan tedavi eden onaylı bir ilaç yaklaşımı yoktur; ilaçlar eşlik eden depresyon, uykusuzluk ya da anksiyete gibi durumlara göre düşünülür.
Yası Sağlıklı Yaşamak: Nelere Dikkat Etmeli?
Yası sağlıklı yaşamak, acıyı hızla kaldırmak değil; acının içinde dağılmadan kalabilmeyi öğrenmektir. Çağdaş yas kuramlarından biri olan Çift Süreç Modeli, kişinin bazen kayba dönük duygularla temas ettiğini, bazen de hayatın yeniden kurulmasına dönük işlerle ilgilendiğini söyler. Sağlıklı uyum, bu iki alan arasında esneyebilmektir. Gün boyu yasla boğuşmak da yas hiç yokmuş gibi yaşamak da uzun vadede işe yaramaz.
Acıyı Bastırmak Yerine Kabullenmek
Acıyı bastırmak ilk bakışta koruyucu gibi durabilir; ama uzayan yas tedavilerinin çoğu, kaybın gerçekliğiyle temas kurmayı ve ondan sistemli biçimde kaçınmamayı hedefler. APA’nın özetlediği tedavi yaklaşımlarında kabul, kaybın gerçekliğini tanıma ve kayıp sonrası yaşamı yeniden kurma ana eksendir. Yas odaklı BDT çalışmalarında da zorlayıcı anılar ve duygularla kontrollü biçimde çalışmanın belirti şiddetini azaltabildiği görülmüştür. Yani burada önerilen şey “acı çekin” değil; “acıyla temas ettikçe onu taşıma kapasitesi gelişir” fikridir.
Sosyal Destek ve İzolasyon Riski
Sosyal destek yasın her türünde aynı şekilde işlemez; bazen iyi gelir, bazen bunaltır. Ama tamamen yalnız kalmak da riski artırır. APA, sosyal destek eksikliğini uzayan yas için bir risk etkeni olarak sayar. Araştırmacılar, güvendiğiniz kişilerle konuşmayı, akran desteğini ve gerekirse danışmanlık almayı önerir. Buradaki püf nokta nicelik değil, niteliktir: Her telefona çıkmak zorunda değilsiniz; ama iki kişiye dürüstçe “şu an iyi değilim” diyebilmek çok işe yarar.
Günlük Rutinin Önemi
Günlük rutin, yasın üstünü örtmek için değil, sinir sistemine bir çerçeve vermek için önemlidir. Araştırmalar, kayıp yaşayan kişiler için rutin oluşturmayı, düzenli uyku ve temel bakım alışkanlıklarını korumayı önerir. Çift Süreç Modeli de kayıp sonrası “restorasyon odaklı” tarafın, yani yaşamı yeniden düzenleme çabasının, yasın sağlıklı işlenmesinin parçası olduğunu söyler. Duş almak, kısa yürüyüşe çıkmak, sabah kahvaltısı etmek ya da e-postalara cevap vermek küçük görünebilir; ama bazen insanı gün içinde yerinde tutan vida tam da budur.
Kendinize Şefkatle Yaklaşmak
“Kendinize şefkat” bu alanda boş bir motivasyon cümlesi değildir. Çalışmalar, daha yüksek öz-şefkat düzeylerinin daha düşük yas ruminasyonu ve daha düşük uzamış yas/depresyon belirtileriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu, “kendine iyi davranırsan yas geçer” gibi basit bir reçete değildir; ama kendini sert biçimde yargılamanın, “bunu çoktan atlatmalıydım” baskısının ya da suçluluğu körükleyen iç konuşmaların tabloyu ağırlaştırabildiğine işaret eder. Yas döneminde öz-şefkat, kendinizi mazur görmek değil; insan olduğunuzu kabul etmektir.
Yakınınızın Yasını Desteklemek
Yakınını kaybeden birine destek olmak çoğu zaman doğru cümleyi bulmak değil, yanlış rolü üstlenmemektir. İnsanlar genelde çözüm üretmeye, moral vermeye ya da süreci hızlandırmaya çalışır. Oysa yas çoğunlukla tamir edilmek değil, taşınmak ister. Sessizce yanında durabilen kişi bazen en çok yardımı eden kişidir.
Yas Tutan Birine Ne Söylenmeli, Ne Söylenmemeli?
İyi başlayan cümleler genelde basittir: “Buradayım”, “İstersen anlatabilirsin”, “Bugün neye ihtiyacın var?” Sağlık kaynakları, duyguyu küçümsememeyi, dinlemeyi, kaybedilen kişinin adını kullanmayı ve klişe tesellilerden kaçınmayı önerir. “Ben olsam…”, “Zaman her şeyi çözer”, “Güçlü ol”, “Onun yeri cennet” gibi cümleler niyet olarak sıcak olabilir; etkisi ise çoğu zaman soğuktur. Çünkü bu ifadeler konuşmayı kapatır. Yas yaşayan kişinin duygusunu yönetmek sizin işiniz değildir; ona duyulabilir bir alan açmak daha değerlidir.
Çocuklara Kayıp Nasıl Anlatılır?
Çocuklara ölüm nasıl anlatılır sorusunun temel cevabı nettir: Doğrudan, yaşa uygun ve dürüst biçimde. Uzmanlar, küçük çocuklara ölümün geri dönüşsüz olduğunu, bedenin artık çalışmadığını ve çocuğun bunun nedeni olmadığını basit bir dille anlatmayı öneriyor. “Uyudu”, “uzun yolculuğa çıktı”, “bir yere gitti” gibi örtük ifadeler kafa karışıklığı yaratabilir. Okul çağındaki çocuklar genellikle ölümün geri dönüşsüz olduğunu kavramaya başlar; buna rağmen tekrar tekrar aynı soruları sorabilirler. Bu tekrarlar bilgiyi test etmek için değil, duyguyu sindirmek içindir.
Sabır ve Süreç: Destek Olmak Nasıl Görünür?
Destek bazen konuşmak değil, pratik yükü azaltmaktır: yemek bırakmak, çocukla ilgilenmek, market işini halletmek, cenazeden sonraki haftalarda da aramaya devam etmek. Araştırmacılar, temel ihtiyaçların fark edilmesini ama zorla dayatılmamasını, duyguların düzeltilmeye çalışılmamasını ve yasın hızlandırılmamasını öneriyor. Özellikle çocuklarda yetişkinin güvenli, sakin ve tekrar tekrar ulaşılabilir olması belirleyici. Destek, törenden sonraki boşlukta başlar; kalabalık çekilince asıl sınav oradadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yas ne kadar sürer?
Yas süreci ne kadar sürer sorusunun tek bir takvim cevabı yoktur. Araştırmacılar, sürenin kaybedilen kişiyle yakınlığa, ölümün beklenip beklenmediğine ve başka etkenlere bağlı olduğunu belirtir. Klinik açıdan önemli eşikler vardır: DSM-5-TR erişkinlerde bir yıl, çocuk ve ergenlerde altı ay sonrasında hâlâ yoğun özlem, meşguliyet ve işlev kaybı sürüyorsa uzayan yas bozukluğu değerlendirilir; ICD-11’de bu alt sınır en az altı aydır. Bu eşikler “altı ayda bitmeli” anlamına gelmez; “bu noktadan sonra tabloya daha dikkatli bakılmalı” anlamına gelir.
Yası atlattım diyebilmek için ne gerekir?
“Atlattım” ifadesi çoğu kişide yanıltıcı bir ölçüt yaratır. Daha sağlıklı ölçü şudur: Kaybı inkâr etmeden yaşayabiliyor musunuz, hatırladığınızda yerle bir olmadan anıyla kalabiliyor musunuz, hayatın içine yeniden yatırım yapabiliyor musunuz? Entegre yas kavramı tam da bunu anlatır. Kayıp artık yok sayılmaz, ama tüm günün yöneticisi de olmaz. Acı tamamen silinmez; ağırlığı değişir.
Yas için terapiye gitmeli miyim?
Yas için terapiye gitmek bir zayıflık göstergesi değildir; özellikle işlevsellik belirgin düştüyse, yoğun özlem ve meşguliyet aylar boyunca sürüyorsa, uyku ve özbakım çöktüyse, suçluluk ya da umutsuzluk ağırlaştıysa ve intihar düşünceleri ortaya çıktıysa terapi iyi bir seçenektir. APA’ya göre çoğu kişi için profesyonel tedavi gerekmez; fakat uzayan yas geliştiren kişiler için kanıta dayalı psikoterapiler vardır. Kısacası “yas için psikolog gerekir mi?” sorusunun cevabı duruma göre değişir; ama yaşanılan sürecin zorlaşmasını beklemek mecburi değildir.
Evcil hayvan kaybında yas normal mi?
Evet, evcil hayvan kaybında yas tamamen normaldir. Veterinerlik kaynakları, sevilen bir hayvan öldüğünde yoğun üzüntü ve keder yaşamanın doğal olduğunu vurgular. Üstelik 2026 tarihli bir araştırma, evcil hayvan kaybı sonrası klinik açıdan anlamlı uzayan yas belirtilerinin ortaya çıkabildiğini ve belirtilerin insan kaybındaki tabloya benzer şekilde görülebildiğini bildirdi. Yine de güncel DSM-5-TR ve ICD-11 tanı ölçütleri uzayan yas bozukluğu tanısı için bir insanın ölümünü şart koşar. Klinik etiket ayrı mesele; yaşadığınız acının gerçekliği ayrı mesele. İlki tanılar kitabının konusu, ikincisi sizin hayatınız.
Fuat Can Çalışkan
Uzman Psikolojik Danışman
Kurum Müdürü
Kaynakça
Arslan, B. Ş., & Buldukoğlu, K. (2019). Yasın aile üzerine etkilerini azaltmak için uygulanan yas destek programları. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 11(3), 402-417. https://doi.org/10.18863/pgy.444297
Bildik, T. (2013). Ölüm, kayıp, yas ve patolojik yas. Ege Tıp Dergisi, 52(4), 223-229.
Boelen, P. A., & Smid, G. E. (2017). Disturbed grief: Prolonged grief disorder and persistent complex bereavement disorder. BMJ, 357, Article j2016. https://doi.org/10.1136/bmj.j2016
Bryant, R. A., Azevedo, S., Yadav, S., Cahill, C., Kenny, L., Maccallum, F., & others. (2024). Cognitive behavior therapy vs mindfulness in treatment of prolonged grief disorder: A randomized clinical trial. JAMA Psychiatry, 81(7), 646-654. https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2024.0432
Cesur Soysal, G. (2021). Uzamış yas: Ayrılma-bireyleşme süreçleri ve duygu düzenleme güçlüğü temelinde bir inceleme. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 8(2), 221-240. https://doi.org/10.31682/ayna.716004
Çolak, G. V., & Hocaoğlu, Ç. (2021). Kayıp ve yas: Bir gözden geçirme. Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi, 3(1), 56-62. https://doi.org/10.35365/ctjpp.21.1.07
Killikelly, C., Smith, K. V., Zhou, N., Prigerson, H. G., O’Connor, M. F., Kokou-Kpolou, K., Boelen, P. A., & Maercker, A. (2025). Prolonged grief disorder. The Lancet, 405(10489), 1621-1632. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(25)00354-X
LaPlante, C. D., Hardt, M. M., Maciejewski, P. K., & Prigerson, H. G. (2024). State of the science: Psychotherapeutic interventions for prolonged grief disorder. Behavior Therapy, 55(6), 1303-1317. https://doi.org/10.1016/j.beth.2024.07.002
Lenferink, L. I. M., Eisma, M. C., de Keijser, J., & Boelen, P. A. (2017). Grief rumination mediates the association between self-compassion and psychopathology in relatives of missing persons. European Journal of Psychotraumatology, 8(Suppl. 6), Article 1378052. https://doi.org/10.1080/20008198.2017.1378052
Lundorff, M., Holmgren, H., Zachariae, R., Farver-Vestergaard, I., & O’Connor, M. (2017). Prevalence of prolonged grief disorder in adult bereavement: A systematic review and meta-analysis. Journal of Affective Disorders, 212, 138-149. https://doi.org/10.1016/j.jad.2017.01.030
Maciejewski, P. K., Zhang, B., Block, S. D., & Prigerson, H. G. (2007). An empirical examination of the stage theory of grief. JAMA, 297(7), 716-723. https://doi.org/10.1001/jama.297.7.716
Maraş, A. (2014). Komplike yas: Derleme ve vaka çalışması. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 1(1), 41-59. https://doi.org/10.31682/ayna.470560
Prigerson, H. G., Horowitz, M. J., Jacobs, S. C., Parkes, C. M., Aslan, M., Goodkin, K., Raphael, B., Marwit, S. J., Wortman, C., Neimeyer, R. A., Bonanno, G. A., Block, S. D., Kissane, D., Boelen, P. A., Maercker, A., Litz, B. T., Johnson, J. G., First, M. B., & Maciejewski, P. K. (2009). Prolonged grief disorder: Psychometric validation of criteria proposed for DSM-V and ICD-11. PLOS Medicine, 6(8), Article e1000121. https://doi.org/10.1371/journal.pmed.1000121
Shear, M. K. (2015). Complicated grief. The New England Journal of Medicine, 372(2), 153-160. https://doi.org/10.1056/NEJMcp1315618
Shear, M. K., Ghesquiere, A., & Glickman, K. (2013). Bereavement and complicated grief. Current Psychiatry Reports, 15, Article 406. https://doi.org/10.1007/s11920-013-0406-z
Shear, M. K., Wang, Y., Skritskaya, N., Duan, N., Mauro, C., & Ghesquiere, A. (2014). Treatment of complicated grief in elderly persons: A randomized clinical trial. JAMA Psychiatry, 71(11), 1287-1295. https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2014.1242
Shear, M. K., Reynolds, C. F., III, Simon, N. M., Zisook, S., Wang, Y., Mauro, C., Duan, N., Lebowitz, B., & Skritskaya, N. (2016). Optimizing treatment of complicated grief: A randomized clinical trial. JAMA Psychiatry, 73(7), 685-694. https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2016.0892
Stroebe, M., Schut, H., & Stroebe, W. (2007). Health outcomes of bereavement. The Lancet, 370(9603), 1960-1973. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(07)61816-9
Stroebe, M. S., & Schut, H. A. W. (2010). The dual process model of coping with bereavement: A decade on. OMEGA – Journal of Death and Dying, 61(4), 273-289. https://doi.org/10.2190/OM.61.4.b
Treml, J., Linde, K., Brähler, E., & Kersting, A. (2024). Prolonged grief disorder in ICD-11 and DSM-5-TR: Differences in prevalence and diagnostic criteria. Frontiers in Psychiatry, 15, Article 1266132. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2024.1266132
Diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir: Çocuklarda Kayıp ve Yas | Depresyon | Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Tedavi Yöntemleri