Travma Nedir? Psikolojik Travmanın Belirtileri ve İyileşme Süreci

Psikolojik travma ve iyileşme sürecini simgeleyen görsel

Travma, günlük dilde sık kullanılan ama çoğu zaman eksik anlaşılan bir kavramdır. Pek çok kişi travmayı yalnızca “çok kötü bir olay yaşamak” gibi düşünür. Oysa psikolojik travma (fizyolojik travmadan farklı), olayın kendisinden çok, kişinin o olayı nasıl yaşadığı ve sonrasında ruhsal işleyişinin nasıl etkilendiğiyle ilgilidir. Travma nedir, travma belirtileri nelerdir, psikolojik travma nasıl anlaşılır ve travma nasıl atlatılır gibi soruların yanıtı, iyileşme yolculuğunda yön bulmayı kolaylaştırır. Klinik çerçevede travma; kişinin güvenlik duygusunu, beden-zihin bütünlüğünü, ilişki kurma biçimini ve günlük işlevselliğini uzun süre etkileyebilen bir örselenme deneyimidir.

Travma yaşayan herkes aynı tepkiyi vermez. Aynı olayı yaşayan iki kişi, bambaşka duygusal ve bedensel tepkiler gösterebilir. Bu nedenle “Benim yaşadığım şey gerçekten travma sayılır mı?” sorusunun tek bir şablon cevabı yoktur. Belirleyici olan; yaşanan deneyimin kişide korku, çaresizlik, yoğun tehdit algısı, tekrar tekrar hatırlama, kaçınma, bedensel gerginlik ve işlev kaybı oluşturup oluşturmadığıdır.

İçindekiler

  1. Travma Nedir? Psikolojik Tanımı
  2. Travma Belirtileri Nelerdir?
  3. Travma Türleri
  4. Travma Sonrası Ne Olur? İyileşme Süreci
  5. Travma Terapisi: Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekir?
  6. Sıkça Sorulan Sorular
  7. Kaynakça

Travma Nedir? Psikolojik Tanımı

Travma Ne Demek?

Travma ne demek sorusunun en sade karşılığı şudur: Kişinin baş etme kapasitesini aşan, güvenlik duygusunu sarsan ve kalıcı etkiler bırakabilen yaşantıdır. Fiziksel ya da duygusal olarak zararlı veya yaşamı tehdit edici biçimde deneyimlenen ve kişinin zihinsel, bedensel, sosyal ve duygusal işleyişinde kalıcı olumsuz etkiler bırakabilen olaylar, olay dizileri veya koşullar olarak tanımlar. APA, travmayı; yoğun korku, çaresizlik, dissosiyasyon, kafa karışıklığı ya da başka yıkıcı duygular doğurabilen sarsıcı deneyim olarak açıklar.

Burada önemli nokta şudur: Travma, “zayıflık” göstergesi değildir. Zihnin ve bedenin olağanüstü bir tehdide verdiği normal ve anlaşılabilir bir yanıttır. Kısacası sorun kişide değil, kişinin maruz kaldığı yükün ağırlığındadır. Beyin bazen tehlike geçtiği hâlde alarmı kapatmakta gecikir; bu da travma belirtilerinin sürmesine yol açabilir.

Fiziksel Travma ile Psikolojik Travma Arasındaki Fark

Fiziksel travma, bedende meydana gelen yaralanmayı anlatır. Yaralar, kırıklar, darbe sonrası doku hasarı ya da kafa travmaları bu gruba girer. Psikolojik travma ise görünür bir yara bırakmasa da kişinin duygu düzenleme kapasitesini, dikkatini, uykusunu, ilişkilerini ve güvenlik algısını zorlayabilir. İkisi bazen birbirinden ayrı seyreder, bazen de birlikte görülür. Bir trafik kazasında kol kırığı fiziksel travmadır; kazadan sonra araba kullanmaktan kaçınma, kabuslar görme ve sürekli tetikte kalma ise psikolojik travmanın parçası olabilir.

Bu ayrım önemlidir; çünkü dışarıdan “yarası görünmeyen” bir kişinin yaşadığı ruhsal etkiler kolayca küçümsenebilir. Oysa psikolojik travma, görünmez diye hafif değildir. Bazen beden hızla iyileşir, zihin biraz daha uzun çalışır.

Travma Türleri Nelerdir?

Travma türleri çok geniş bir yelpazede değerlendirilir. Tek bir olay sonrası gelişen travmatik etkilenme olabilir; kaza, saldırı, deprem, ani kayıp gibi. Tekrarlayan ve uzun süreli örselenmeler de görülebilir; ihmal, istismar, aile içi şiddet, savaş, zorlayıcı bakım ilişkileri gibi. Özellikle çocukluk döneminde güven ilişkisi içinde yaşanan tekrar eden travmalar, duygusal gelişimi ve ilişki örüntülerini daha derinden etkileyebilir.

Bu yazıda özellikle çocukluk travması, cinsel travma, duygusal travma, ikincil travma ve travma bağı üzerinde duracağım; çünkü danışanların en sık sorduğu başlıklar bunlar oluyor. Bir olayın “listede olması” kadar, kişi üzerindeki etkisinin şiddeti de değerlendirmede belirleyicidir.

Herkes Travma Yaşayabilir mi?

Evet. Herkes travma yaşayabilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre insanların büyük çoğunluğu yaşamı boyunca en az bir kez potansiyel olarak travmatik bir olaya maruz kalır. Ancak aynı zamanda, travmatik olaya maruz kalan herkes travma sonrası stres bozukluğu geliştirmez. Sosyal destek, önceki ruhsal öykü, çocukluk deneyimleri, olayın şiddeti, olayın tekrarlayıcı olup olmaması ve kişinin o sıradaki yaşam koşulları bu süreci etkiler.

Bu nedenle “Başkası yaşadı, toparladı; ben neden hâlâ etkileniyorum?” kıyası pek işe yaramaz. Travmanın matematiği yoktur. Aynı olay herkesin sinir sisteminde aynı yansımalarla sonuçlanmaz.

Travma Belirtileri Nelerdir?

Duygusal Belirtiler

Travma belirtileri çoğu zaman önce duygusal alanda hissedilir. Yoğun korku, kaygı, öfke, suçluluk, utanç, duygusal uyuşma, keyif alamama, çaresizlik, yabancılaşma ve sürekli tetikte hissetme en sık görülen belirtilerdendir. Travma sonrası zorlanmalarda yeniden yaşantılama, kaçınma, artmış uyarılmışlık, duygudurum ve düşüncelerde olumsuz değişiklikler, dissosiyasyon ve ilişkilerde zorlanma gibi belirtiler öne çıkar.

Bazı kişiler duygularını çok yoğun yaşar; bazıları ise neredeyse hiç hissedemediğini söyler. Her iki durum da travmatik yükle ilişkili olabilir. “Hiçbir şey hissetmiyorum” cümlesi bazen rahatlama değil, sinir sisteminin aşırı yükten sonra frene basma biçimi olabilmektedir.

Fiziksel Belirtiler

Psikolojik travma bedende de konuşur. Baş ağrısı, mide-bağırsak yakınmaları, çarpıntı, terleme, kas gerginliği, uykuya dalmakta güçlük, sık irkilme ve yorgunluk sık görülen fiziksel belirtiler arasındadır. Travma yaşayan kişiler bazen “Sürekli tehlike varmış gibi bedenim susmuyor” diye tarif eder; bu ifade klinik olarak oldukça anlamlıdır.

Bedensel belirtiler, kişinin “abarttığını” göstermez. Travma, sinir sistemi düzeyinde gerçek bir alarm hali yaratabilir. Bedenin sürekli savunmada kalması, zamanla iştah, uyku, dikkat ve enerji düzeyini de etkileyebilir.

Davranışsal Belirtiler

Davranışsal belirtiler arasında kaçınma, içe çekilme, sosyal izolasyon, öfke patlamaları, rutinlerde bozulma, riskli davranışlar, madde kullanımı artışı ve travmayı hatırlatan yerlerden ya da kişilerden uzak durma yer alabilir. Kişinin travmayı çağrıştıran düşünce ve duygulardan da kaçınabileceğini; bunun günlük işleyişi kısıtlayabileceğini bekleyebiliriz.

Bazı kişiler aşırı çalışmaya, bazıları uyumaya, bazıları da ilişkilerden kaçmaya yönelebilir. Dışarıdan bakınca “alışkanlık” gibi görünen davranışların arkasında bazen travmayı kontrol etme çabası vardır. Sorun, bu baş etme yollarının kısa vadede işe yarayıp uzun vadede hayatı zorlu hale getirmesidir.

Travma Belirtileri Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Travma belirtileri hemen ortaya çıkabilir; bazen günler, haftalar hatta daha sonra belirginleşebilir. Travma sonrası stres bozukluğu’nun belirtileri çoğunlukla ilk 3 ay içinde başlar, ancak daha sonra da ortaya çıkabilir. Tanı koymak için belirtilerin en az 1 ay sürmesi ve iş, ilişki, günlük yaşam gibi alanlarda belirgin bozulma yaratması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü de birçok kişinin zaman içinde doğal iyileşme gösterdiğini, bir kısmında ise belirtilerin aylar ya da yıllar sürebildiğini belirtir.

Yani travma belirtileri ne zaman ortaya çıkar sorusunun cevabı tek bir tarih değildir. Kimi insanda ilk hafta çok yoğundur, sonra hafifler. Kiminde ise “Ben atlattım galiba” denilen dönemin ardından tetikleyicilerle güçlenir. Özellikle travma yıldönümleri, benzer kokular, sesler, mekanlar ve ilişkisel çatışmalar bu belirtileri canlandırabilir. Çoklu travma yaşayan kişilerde tedavinin uzayabileceğini ve yıldönümleri için ek destek planlanabileceğini vurgulayabilirim.

Travma Türleri

Çocukluk Travması

Çocukluk travması; istismar, ihmal, ev içi şiddete tanıklık, ebeveyn veya bakım veren kaybı, ağır hastalık, duygusal yoksun bırakılma, kronik güvensizlik ve benzeri örseleyici deneyimleri kapsar. Olumsuz çocukluk deneyimlerini potansiyel olarak travmatik olaylar olarak görebilir ve bunların sağlık, iyi oluş ve yaşam fırsatları üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceğini belirtebiliriz. Çocukların bir ya da birden fazla travmaya maruz kaldıktan sonra duygusal, davranışsal, ilişkisel ve bedensel belirtiler geliştirebileceğini söyleyebiliriz.

Çocukluk travması yetişkinlikte ilişki kurma biçimini, benlik algısını, sınır koyma kapasitesini ve stresle baş etme yollarını etkileyebilir. Dünya Sağlık Örgütü, çocuklukta kötü muamelenin yaşam boyu fiziksel ve ruhsal sağlık üzerinde etkileri olduğunu; depresyon, kaygı, travma sonrası stres, madde kullanımı ve riskli davranışlarla ilişkili olabildiğini bildirir.

Cinsel Travma

Cinsel travma nedir sorusunun cevabı, rıza dışı her türlü cinsel eylem, girişim, dokunma, zorlayıcı davranış ve cinselliğe yönelik saldırının kişide yarattığı ruhsal örselenme biçiminde verilebilir. Dünya Sağlık Örgütü, cinsel şiddeti zorlama içeren her türlü cinsel eylem, cinsel eylem girişimi, istenmeyen cinsel temas ve temassız cinsel davranışları kapsayacak şekilde tanımlar.

Cinsel travma sonrası yoğun korku, utanç, suçluluk, dissosiyasyon, kabuslar, bedenden kopmuş gibi hissetme, güven kaybı ve kaçınma sık görülür. DSÖ, TSSB oranlarının cinsel şiddet sonrasında özellikle yüksek olduğunu belirtir. Ayrıca cinsel saldırı sonrası ilk yıl içinde TSSB’nin oldukça yaygın olduğunu gösteren meta-analitik bulgular vardır.

Duygusal Travma

Duygusal travma nedir sorusu, çoğu zaman görünmeyen ama etkisi derin bir alanı işaret eder. Sürekli aşağılanma, değersizleştirilme, reddedilme, korkutulma, yoğun kontrol edilme, tehdit edilme, sevgi ve güvenin koşullu verilmesi, bakım veren figürlerden gelen duygusal ihmal ya da psikolojik şiddet zamanla travmatik etki yaratabilir. DSÖ, çocuk ihmali ve istismarını duygusal kötü muameleyi kapsayacak şekilde tanımlar.

Duygusal travmanın sık görülen sonuçları arasında utanç temelli benlik algısı, sürekli eleştirilme beklentisi, yoğun onay ihtiyacı, terk edilme hassasiyeti ve kronik gerginlik yer alır. Kişi “ortada büyük bir olay yoktu” diye düşünse bile, uzun süreli duygusal örselenme sinir sistemi üzerinde ciddi etki bırakabilir. Küçük görünen şeylerin bazıları, çocuk zihninde çok büyük yaşanır.

İkincil Travma Nedir?

İkincil travma nedir sorusu özellikle ruh sağlığı çalışanları, sağlık çalışanları, sosyal hizmet uzmanları, avukatlar, ilk müdahale ekipleri ve travma yaşamış yakınlarına uzun süre destek olan kişiler için önemlidir. İkincil travmatik stresi; bir başkasının birinci elden yaşadığı travmayı dinleme ya da bu travmaya sürekli maruz kalma sonucu gelişen duygusal zorlanma olarak tanımlayabilirim. Özellikle travma ile çalışan profesyoneller için bu durum bir mesleki risk olarak kabul edilir.

İkincil travmada kişi kendi başına travmatik olaya maruz kalmamış olabilir; ancak başkasının yaşadığını tekrar tekrar duymak, görsel kayıtlarıyla çalışmak, kriz içindeki insanlarla sürekli temas etmek zamanla benzer belirtiler oluşturabilir. Uyku bozukluğu, sinirlilik, kaçınma, duygusal yorgunluk ve aşırı tetikte olma bunlar arasındadır.

Travma Bağı Nedir?

Travma bağı nedir sorusu, özellikle istismarcı ilişkiler bağlamında gündeme gelir. Travma bağı, istismar eden kişi ile mağdur arasında gelişen güçlü ve çelişkili duygusal bağlanma örüntüsünü anlatır. Literatürde, aralıklı şefkat ve aralıklı şiddetin bir arada olduğu ilişkilerde güçlü duygusal bağların oluşabileceğini uzun süredir göstermektedir. Araştırmalar, travmatik bağlanma kuramını aralıklı istismarın oluşturduğu güçlü duygusal bağlarla açıklamıştır. Daha yeni çalışmalar da travmatik bağlanmayı yakın partner şiddeti uygulayan faile bağlanma olarak ele almaktadır.

Bu nedenle travma bağı, “Neden terk etmiyor, ayrılmıyor sevgilisinden?” diye dışarıdan kolayca yargılanabilecek ilişkileri anlamakta önemli bir kavramdır. DSÖ de yakın partner şiddetini; fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar ile kontrol edici davranışları içeren bir güç ilişkisi olarak tanımlar. Güç dengesizliği, kontrol, korku, izolasyon ve aralıklı ödül-ceza döngüsü travma bağını besleyebilir. Bu bağ sevgiye benzeyebilir; ama çoğu kez güvenli bağlanmadan çok hayatta kalma stratejisine yakındır.

Travma Sonrası Ne Olur? İyileşme Süreci

Travma Nasıl Atlatılır?

Travma nasıl atlatılır sorusunun dürüst cevabı şudur: Emek, zaman, güvenlik ve doğru destek. DSÖ, travma sonrası sağlıklı baş etme yolları arasında alkol ve maddeden uzak durmayı, destekleyici yakınlarla zaman geçirmeyi, yemek-uyku-egzersiz rutinlerini korumayı, egzersiz ya da mindfulness gibi stres azaltıcı uygulamaları ve ulaşılabilir hedeflere odaklanmayı önerir. Yakın çevreden alınan desteğin koruyucu etkisine dikkat çeker.

İyileşme, olanı unutmak anlamına gelmez. Daha çok, o anı yaşamaya devam etmeden hatırlayabilmek anlamına gelir. Başta güvenliğin sağlanması, tetikleyicilerin anlaşılması, uyku ve beden ritminin toparlanması, ardından travmanın anlamının terapötik olarak işlenmesi hedeflenir. Bazı kişiler için destekleyici ilişki ağı büyük fark yaratır; bazıları için terapi olmadan süreç düğümlü kalır.

Travma Sonrası Büyüme Mümkün mü?

Evet, travma sonrası büyüme mümkün olabilir. Ancak bu, herkes için zorunlu bir sonuç değildir ve “travma iyi bir şeymiş” gibi anlaşılmamalıdır. Travma sonrası büyümeyi kişinin travmanın ardından verdiği mücadele sonucunda gelişebilen olumlu psikolojik değişimler olarak açıklayabilirim. Bazı kişiler yaşam önceliklerini yeniden düzenleyebilir, ilişkilerde derinleşme yaşayabilir, kişisel güç algısında değişim hissedebilir.

Yine de önemli bir klinik not düşmek gerekir: Büyüme ile acı aynı anda var olabilir. Araştırmalar, travma sonrası olumlu ve olumsuz değişimlerin birlikte bulunabileceğini gösterir. Yani kişi hem hâlâ zorlanıyor olabilir hem de hayatla ilişkisini farklı bir yerden kuruyor olabilir. Birinin “Ben bu süreçte değiştim” demesi, “Artık hiç acım yok” anlamına gelmez.

İyileşme Sürecinde Neler Beklenmeli?

İyileşme süreci düz bir çizgi gibi ilerlemez. Bazı haftalar belirgin rahatlama olur, sonra bir tetikleyiciyle belirtiler yeniden artabilir. Bu geriye dönüş değil, çoğu zaman sinir sisteminin dalgalı toparlanma biçimidir. Çoklu travma yaşayan kişilerde tedavi süresinin uzayabileceğini ve travma yıldönümleri gibi dönemler için ek destek planlanabileceğini belirtebilirim.

Bu süreçte utanma, suçluluk, öfke, boşluk hissi, ilişkilerde zorlanma ve güven problemleri görülebilir. İyileşme, “eski hâle dönmekten” çok, yeni bir denge kurma sürecidir. Bazı insanlarda ilk hedef huzur değil, önce biraz daha az alarmdır. Bu da küçümsenecek bir kazanım değildir.

Travma Terapisi: Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekir?

Hangi Terapi Yöntemleri Kullanılır?

Travma terapisi, travmayı anlatmak için kişiyi zorlamak değildir; güvenli ve yapılandırılmış bir çerçevede sinir sistemini, duygusal yükü ve travma anılarını işlemeye yardımcı olan profesyonel süreçtir. Araştırmalar, erişkinlerde özellikle travma odaklı bilişsel davranışçı terapileri ve EMDR’yi öne çıkarır. Erişkinlerde travmadan 1 aydan uzun süre sonra süren klinik açıdan önemli belirtilerde travma odaklı BDT türlerini ve uygun olgularda EMDR’yi önermektedir. DSÖ, travma odaklı yüz yüze BDT, grup BDT, dijital/uzaktan travma odaklı BDT, EMDR ve stres yönetimini erişkinler için önerilen psikolojik müdahaleler arasında sayar.

Gerektiğinde ilaç tedavisi de planlanabilir. Ancak genel olarak psikoterapinin önemli bir yerde olduğu vurgulanır. İlaç, bazı kişilerde uyku, yoğun kaygı ya da eş tanılar için yararlı olabilir; yine de travmanın işlenmesi çoğu zaman terapötik çalışmayı gerektirir.

Terapiye Başlamak İçin Doğru Zaman Nasıl Anlaşılır?

Belirtiler zamanla azalmıyorsa, işlevselliği bozuyorsa ve hayat giderek daralıyorsa profesyonel destek için beklememek gerekir. Yoğun kaygı, sık ağlama, kabuslar, flashbackler, öfke, uyku bozukluğu, kaçınma, sosyal izolasyon, mide-bağırsak yakınmaları, çarpıntı ve düşünmekte zorlanma gibi belirtiler sürüyorsa yardım alınmasını öneririm. Ayrıca kişinin önceden travma öyküsü varsa, hâlen süren stres altındaysa ya da güçlü sosyal desteği yoksa belirtiler daha ağır seyredebilir.

Terapiye başlamak için “tam dibe vurmayı” beklemek iyi bir strateji değildir. Travmadan sonraki ilk ay içinde bile akut stres bozukluğu ya da klinik açıdan önemli belirtiler varsa erişkinlere travma odaklı terapilerin düşünülmesi gerektiğini belirtebiliriz. Eğer kendine zarar verme düşünceleri, ciddi çökkünlük, yoğun dissosiyasyon ya da güvenlik riski varsa değerlendirme daha da acil hâle gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

Travma kendiliğinden geçer mi?

Bazı kişilerde travma sonrası belirtiler zamanla hafifler ve doğal iyileşme görülür. Ancak belirtiler ısrarlı biçimde sürüyorsa, günlük yaşamı bozuyorsa ya da aylar boyunca devam ediyorsa “kendiliğinden geçer” diye beklemek doğru değildir. Profesyonel destek, sürecin kronikleşmesini önlemede önemli olabilir.

Travma nasıl geçer?

Travma tek bir yöntemle “geçmez.” Güvenli çevre, düzenli uyku ve beslenme, destekleyici ilişkiler, alkol ve maddeden uzak durma, stres azaltıcı uygulamalar ve gerektiğinde travma odaklı terapi birlikte çalışır. Özellikle travma odaklı BDT ve EMDR için güçlü araştırma ve literatür desteği vardır.

Travma sonrası stres bozukluğu ile travma aynı şey midir?

Hayır. Travma geniş bir yaşantı ve etkilenme alanını ifade eder. Travma sonrası stres bozukluğu ise süre ölçütü ve işlev kaybıyla tanımlanan klinik bir bozukluktur. Her travma yaşayan kişide TSSB gelişmez.

Çocukluk travması yetişkinliği etkiler mi?

Evet, etkileyebilir. Çocuklukta yaşanan istismar, ihmal ve güvensiz çevre deneyimleri; yetişkinlikte depresyon, kaygı, travma belirtileri, ilişki sorunları, madde kullanımı ve fiziksel sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir. Bu etki kader değildir; fark edilip çalışıldığında değişim mümkündür.

Bu yazı, konuyu anlamanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır; kişisel değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez. Merkezimizde psikolojik danışma ve psikoeğitim çalışmaları, kurumumuzun faaliyet izni ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan programlar çerçevesinde yürütülür. Tıbbi veya psikiyatrik değerlendirme gerektiğinde yetkili sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.

Fuat Can Çalışkan

Uzman Psikolojik Danışman

Kurum Müdürü

Kaynakça

Chen, Y.-R., Hung, K.-W., Tsai, J.-C., Chu, H., Chung, M.-H., Chen, S.-R., Liao, Y.-M., Ou, K.-L., Chang, Y.-C., & Chou, K.-R. (2014). Efficacy of eye-movement desensitization and reprocessing for patients with posttraumatic-stress disorder: A meta-analysis of randomized controlled trials. PLOS ONE, 9(8), Article e103676.

Cusack, K., Jonas, D. E., Forneris, C. A., Wines, C., Sonis, J., Middleton, J. C., Feltner, C., Brownley, K. A., Olmsted, K. R., Greenblatt, A., Weil, A., & Gaynes, B. N. (2016). Psychological treatments for adults with posttraumatic stress disorder: A systematic review and meta-analysis. Clinical Psychology Review, 43, 128-141.

Çakar, F. S., İkiz, F. E., & Asıcı, E. (2018). Çocukluk çağı travmaları ve umutsuzluğun psikolojik belirtileri yordama düzeyi. Uluslararası Eğitim Bilimleri Dergisi, 14, 85-100.

Dworkin, E. R. (2020). Risk for mental disorders associated with sexual assault: A meta-analysis. Trauma, Violence, & Abuse, 21(5), 1011-1028.

Dworkin, E. R., Jaffe, A. E., Bedard-Gilligan, M. A., & Fitzpatrick, S. (2023). PTSD in the year following sexual assault: A meta-analysis of prospective studies. Trauma, Violence, & Abuse, 24(2), 497-514.

Effiong, J. E., Ibeagha, P. N., & Iorfa, S. K. (2022). Traumatic bonding in victims of intimate partner violence is intensified via empathy. Journal of Social and Personal Relationships. Advance online publication.

Ehring, T., & Quack, D. (2010). Emotion regulation difficulties in trauma survivors: The role of trauma type and PTSD symptom severity. Behavior Therapy, 41(4), 587-598.

Erkoç Çelik, R. (2026). Çocukluk çağı travması ve ruhsal bozukluklar: Toksik stres modeli bağlamında gelişimsel ve psikobiyolojik bir inceleme. Mavi Atlas, 14(1), 262-271.

Hughes, K., Bellis, M. A., Hardcastle, K. A., Sethi, D., Butchart, A., Mikton, C., Jones, L., & Dunne, M. P. (2017). The effect of multiple adverse childhood experiences on health: A systematic review and meta-analysis. The Lancet Public Health, 2(8), e356-e366.

Kessler, R. C., Aguilar-Gaxiola, S., Alonso, J., Benjet, C., Bromet, E. J., Cardoso, G., Degenhardt, L., de Girolamo, G., Dinolova, R. V., Ferry, F., Florescu, S., Gureje, O., Haro, J. M., Huang, Y., Karam, E. G., Kawakami, N., Lee, S., Lepine, J.-P., Levinson, D., … Koenen, K. C. (2017). Trauma and PTSD in the WHO World Mental Health Surveys. European Journal of Psychotraumatology, 8(sup5), Article 1353383.

Kıdak, L. B., Yıldırım, G., & Yurdabakan, İ. (2019). Sağlık çalışanlarında ikincil travmatik stres, sinizm ve tükenmişliğe etki eden faktörlerin incelenmesi. Turkish Journal of Family Medicine and Primary Care, 13(2), 196-202.

Lewis, C., Roberts, N. P., Andrew, M., Starling, E., & Bisson, J. I. (2020). Psychological therapies for post-traumatic stress disorder in adults: Systematic review and meta-analysis. European Journal of Psychotraumatology, 11(1), Article 1729633.

Mangelsdorf, J., Eid, M., & Luhmann, M. (2019). Does growth require suffering? A systematic review and meta-analysis on genuine posttraumatic and postecstatic growth. Psychological Bulletin, 145(3), 302-338.

Mavranezouli, I., Megnin-Viggars, O., Daly, C., Dias, S., Welton, N. J., Stockton, S., Bhutani, G., Grey, N., Leach, J., Greenberg, N., Katona, C., El-Leithy, S., & Pilling, S. (2020). Psychological treatments for post-traumatic stress disorder in adults: A network meta-analysis. Psychological Medicine, 50(4), 542-555.

Morina, N., Wicherts, J. M., Lobbrecht, J., & Priebe, S. (2014). Remission from post-traumatic stress disorder in adults: A systematic review and meta-analysis of long term outcome studies. Clinical Psychology Review, 34(3), 249-255.

Norman, R. E., Byambaa, M., De, R., Butchart, A., Scott, J., & Vos, T. (2012). The long-term health consequences of child physical abuse, emotional abuse, and neglect: A systematic review and meta-analysis. PLOS Medicine, 9(11), Article e1001349.

Öztürk, G., & Demir Barutcu, C. (2022). Sağlık çalışanlarının ikincil travmatik stres düzeyinin belirlenmesi. Istanbul Gelisim University Journal of Health Sciences, 16, 136-149.

Pacella, M. L., Hruska, B., & Delahanty, D. L. (2013). The physical health consequences of PTSD and PTSD symptoms: A meta-analytic review. Journal of Anxiety Disorders, 27(1), 33-46.

Roberts, F., Teague, B., Lee, J., & Rushworth, I. (2021). The prevalence of burnout and secondary traumatic stress in professionals and volunteers working with forcibly displaced people: A systematic review and two meta-analyses. Journal of Traumatic Stress, 34(4), 773-785.

Sever, M., & Allahverdi, F. Z. (2023). Çocukluk döneminde maruz kalınan istismar nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireylere özgü etkili psikolojik tedaviler. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 25(3), 1278-1307.

Diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Tedavi Yöntemleri | EMDR Terapisi ile Travmanın Duyarsızlaştırılması | Yas Süreci Nedir? Kaybın Ardından Normale Dönmek